Puan vermedi·408 syf.··Beğendi
· Bülent Çallı, ilgiyle takip ettiğim bir yazar.Yazdığı her şeyi merak ederim.Daha önce Duman Otel'i de Simsiyah'ı da okuyup, beğenmiştim.
İstanbul Posta Treni'nde bir distopya ile çıktı karşımıza, Çallı.
Büyük bir savaş sonrası, dikta rejimi altında yaşayan İstanbul halkının şehirden çıkışı yasaktır.Aynı zamanda dışarıdan İstanbul'a giriş de yasaktır.Savaş sonrası yaşanan, yıllardır süren, "BR" diye tanımlanan bir de salgın hastalık vardır, İstanbulluların başında.
Her türlü iletişimin kısıtlandığı, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı, tüm eğlence, sanat mekânlarının kapalı olduğu, çoğu şeyin tedarik edilemediği, benzinin karneyle satıldığı, televizyonundan, arabasına kadar her şeyin, geçmişe ait olduğu ( yeni modellere ulaşılamıyor), kaotik, tekinsiz, kapkaranlık, şehir halkının âdeta hapsedildiği bir dünyadayız.
BR nedeniyle ölü bedenler, krematoryumlarda yakılmakta, şehir kurumla kaplı ayrıca.
Kaçak, gizemli bir radyo, unutulan pek çok şarkıyı çalarken, şehirden kurtulmanın yolunun " İstanbul Posta Treni" nden geçtiğinden bahseder.
Roman boyunca bahsedilen şarkıları dinlemek de güzel bir müzik ziyafeti imkânı tanıyor, okuyucuya.
Her şehrin kendine özgü yer altı dünyası olduğu gibi, bu distopik İstanbul da kendi yer altı dünyasını yaratmış.Mafya babaları, köpek dövüşleri, kirli polisler, yasa dışı barlar, genelevler yer bulmuş kendisine bu İstanbul'da.
Başkahramanlardan Burhan ve Oğuz'un yolları da yasa dışı bir barda kesişiyor mesela.
Bir de Elif var, akıbeti tam olarak bilinmeyen.Kulüp var, İstanbul'dan kaçmaya çalışanların gizlice kurduğu.Ringo Baba, İstanbul'dan çıkmanın yollarını bilen yegâne kişi, eğer kendisine ulaşabilirseniz elbet.Selim, Camgöz var, bir de tek dileği öldükten sonra yakılmamak olan bir itfaiyeci.
İstanbul'un bildiğim, tanıdığım semtlerini, böylesine karanlığa gömülmüş, ürkütücü görmek çok etkiledi beni.
Hani kitapların ayrıntılarını unuturuz da verdiği duyguyu, unutmayız ya...
İstanbul Posta Treni, deyince sinestezik gibi burnuma is kokusu geliyor.Bülent Çallı gerçekten müthiş bir atmosfer yaratmış.
Romanı okurken, konudan bağımsız, atmosfer olarak, kimi zaman, Robert Rodriguez ve Frank Miller'in yönetmenliğini yaptığı ( Quentin Tarantino da konuk yönetmen) Sin City düştü aklıma.
Edebiyatımızdan, sıra dışı bir kitap okumak isterseniz, İstanbul Posta Treni'ni tavsiye ederim.
Daha çok okunmalı Bülent Çallı.