Puan vermedi·168 syf.····Okunma: 03 Mayıs 2024 10:55 Livaneli'nin birçok kitabını okumuş ve her birine ayrı ayrı hayran kalmış biri olarak bu kitabını da çok beğendim. Elimden bırakmak istemedim çok farklı bir şekilde yazılmış bir kitap. Sanki biriyle sohbet ediyormuş gibi sanki biz konuşuyoruz da başkaları bizi dinliyormuş gibi sanki o adada 41. Numaraymış gibi çok farklı ve çok güzel bir şekilde yazılmış. Yazar bazen edebi bir şekilde konuşuyor bazen espiriler yapıyor yeri gelince yazdıklarına müdahale ediyor. Hep aynı cümleler, tasvirler, imgeler, alegoriler, metaforlar kullanmıyor. Kitabın konusuna gelecek olursam; kitabı okumaya başlarken bir ütopya sonlara doğru bir distopya oluyor. İnsanların adı bile kullanılmıyor (tabi ana karakterler haricinde). İnsanlar ev numarası ile anılıyor, anlatılıyor. 40 hanenin olduğu ve bu hanelerde yaşayan insanların farklı yerlerden yaşamlardan geldiğini ve adada hep beraber mutlu, huzurlu, birlik ,beraberlik içinde martı dostları ile birlikte yaşarken Başkan diye adlandırılan bir diktatörün gelmesiyle bu yaşamın güzel hayatın güzel insanların nasıl değiştiğini anlatıyor. Başkan'ın zenginlik, refah, özgürlük getireceğini ve bunun için öncelikle martıların yok edilmesi ve onlara savaş açılması gerektiğini söylüyor. Kendisi ve onun gibi düşünen insanlarla beraber savaş açıyorlar(başkana karşı çıkanlar da var ama nafile) . Bu açılan savaşta martılara birçok acı verici yöntemle saldırmalarına, öldürmelerine rağmen ne kadar kayıp verilirse verilsin bu açılan savaşta martıların pes etmediği, martıların karşı koydukları, boyun eğmedikleri ve onlarla uzlaşmadıkları için bu savaşı kazandılar... Kısaca bu şekilde anlattım ama bu kitabın okunması ve kitap üstüne derinlemesine düşünülmesi gerekiyor. Okunmasını şiddetle öneriyorum. Okuyacak olanlara iyi okumalar.