·344 syf.····Okunma: 03 Mayıs 2024 19:55 Kendilerine 'Odocu' diyen bir grup insanın yaşamına tanıklık ederek hikayeye başlıyoruz. Bu insanların ataları üç kuşak önce bilinen Dünya'dan göç ederek yeni bir gezegene, Ay'a taşınıyor ve burada 'ikircikli bir ütopya' kuruyor. Le Guin'in kurduğu ideal dünyanın diğer örneklerinden farkı, her şeyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermesi. Normalde ütopyalara baktığımızda olası olumsuz yanların törpülenip aktarıldığı hissine kapılırken Le Guin'in bu konuda böyle bir çekincesi yok. Olduğu haliyle Anarres'i, anarşist bir toplumu anlatmaktan geri durmamış. Aynı şekilde bir devlet düzeniyle yönetilen Urras'ı da. İyisiyle kötüsüyle. Okuru yönlendirmeden, perde arkasından seslenmiş. Bölümler arası geçişler bu anlamda çok kıymetli, böylelikle siz de kendinizi ister istemez herhangi bir tarafta bulamıyorsunuz; ki zaten bir taraf olmamıza gerek de yok.
Ana karakter Shevek üzerinden bence insanın çaresizliği anlatılıyor kitapta. Devlet olsun ya da olmasın, zorunlu bir varlık ya da yapay bir kurum fark etmeksizin herkesin memnun olabileceği bir yönetim şekli yok. Ancak sanıldığının aksine bir kısır döngü de değil Anarres-Urras arası mekik dokumak, çünkü sonsözde de değinildiği üzere yeni bir yere gidiş aslında başka bir dönüşü simgeliyor. Bu açıdan bakıldığında bence anlam arayışına ışık tutan değerli bir eser bu ütopya. Kitabın ses getirmesinin ve getirecek olmasının biricik nedeni de ana temanın tarafımızca hiçbir zaman çözüme kavuşturulamayacak olmasıdır. İnsanlık her önceki döneminden koşarak uzaklaşırken kendini belirsiz geleceğin prangalarına vurmakta oldukça başarılı zira. Okuyacak herkese iyi okumalar dilerim.