Pazarlıkçı Serisi 2 / Yabancı Bir İlahi Kitap İncelemesi
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
"Hepimiz parlayan bir ay gibiyiz ama görünmeyen karanlık bir tarafımız da var." -Halil Cibran Kitabı gerçekten çok beğendim, her şeyiyle harikaydı. Okumaktan çok keyif aldım. Normalde 10 verecektim ama bir yıldızı az sonra spoiler kısmında bahsedeceğim sebepten dolayı kırdım yoksa 10 yıldızlık bir kitaptı bana göre. 3. kitabı okumak için sabırsızlanıyorum. BURADAN İTİBAREN SPOİLER Gerçekten çok beğendim. En başta Callie'nin istemsizce sahip olduğu kanatlarına ve pullarına duyduğu nefret, kendini çirkin hissetmesi ve buna karşı Des'in ona olan desteği, her zaman yanında oluşu ve onu gerçekten çok sevmesi Bu çifte gerçekten BA-YI-LI-YO-RUM Vee Callie, Des'in de desteğiyle aslında yeni özelliklerinin o kadar da kötü olmadığının farkına varıyor hatta onları sevmeye başlıyor. En başta ben de "Off çok kötü oldu yaa" derken aslında o kadar da kötü olmadığı ortaya çıkıyor bu özelliklerin. Des'in yardımıyla uçmayı ve dövüşmeyi öğrendi. O uçuş sahnesi çok komikti yaa :D Dövüş sahnelerinden bahsetmiyorum bile :D Gece Krallığı'nda tura çıktık ve adaların neredeyse hepsine gittik. Bunu zaten bekliyordum. Des hakkında birçok şey öğrendik. Ailesi, arkadaşları, geçmişi ama hâlâ öğreneceğimiz çok şey olduğunu düşünüyorum. Mesela o 3 savaş nişanı. Malaki iyi bir karakterdi ve bence Temper'le güzel bir çift oldular :D Callie ve Malaki'nin ilk tanıştıkları sahnede Callie "Nasıl oldu da Des'in arkadaşları olduğunu fark etmemiştim?" dediğinde bir an durdum ve düşündüm şahsen benim de hiç aklıma gelmemişti :D Temper'ın gelişi komikti ama kitabın sonlarına kadar Temper'ı pek sevemedim. En ihtiyacımız olduğu zamanda da-kitabın sonundaki savaşta- ortalıkta yoktu -_- Kitabın sonarına doğru Des'le iyi anlaşmaya başlamalarıyla Temper'a ısındım. Des gerçekten harika yaa Korumacı, destekleyici, sahiplenici, saygılı, şefkatli.. Böyle daha devam edebilecek bir sürü özelliğe sahip gerçek bir Alfa ve kesinlikle bir Big Boy :D Bir adam düşünün ki sizin için yıldızlarla antlaşma yaparak onları sizin saçınıza süs yapıyor İşte böyle bir adam Desmond Flynn Gündönümü için saraydan ayrıldıklarında Fauna perisi tarafından Callie'ye yönelik suikastı engellemesi kesinlikle on numara bir hareketti. Bu arada Fauna Krallığı'nda henüz yeni bir hükümdar yokmuş ve onlar bu konuda sıkıntı da görünüyor. Peri hislerini/isteklerini kontrol altında tutarak Callie'nin düşüncelerine önem vermesi falan her şeyiyle gerçekten harika bir karakter 1 yıldız kırmamın sebebi Callie'nin bazı davranışlarıydı. Bazı konularda Des'e yeteri kadar destek olmamış üzerine fazla gitmiş gibi geldi bana. Mesela kitabın en başında Fauna elçisinin saçma sapan istekleri ve getirdiği korkunç şeyler karşısında Des'in verdiği cezayı yadırgadı, onu salonda yalnız bıraktı, sonra rüyasında Des'in onu öldürdüğünü gördü evet korkunçtu ama bir rüyaydı ve Des'den uzaklaşarak ondan korktuğunu ifade etti, ona asla zarar vermeyeceğini bildiği hâlde ondan korktu, çocuk konusunda da elbette anlıyorum daha yeni kavuşmuşken hemen çocuk sahibi olmak istemeyebilir ama bunu sanki onun çocuklarına sahip olmak istemiyormuş gibi ifade etmesi hem Des'in hem de benim kalbimi çok kırdı -_- Neyse ki sonraki davranışıyla işleri düzeltti. Bu sebeple 1 yıldız kırdım. Des her koşulda ve her zaman Callie'nin yanında olurken Callie'nin bazı konularda kendini yanlış ifade ettiğini ve yanlış davrandığını düşünüyorum. Mara Verdana gerçekten çok ihtişamlı bir kraliçeydi ama sinsiliği ve iki yüzlülüğü daha ilk tanışmada kendini gösterdi. Pis yılan -_- Her fırsatta Callie'ye alttan laf sokmalar, leylak şarabı hediye etmeler. Hayır sana mı kaldı Callie'ye leylak şarabı vermek? Kocasının gerçek kocası olmadığını anlayamayan pis bir yılandı -_- Yalnız gerçekten insan kaç yıllık eşinin değişimini hiç fark etmez mi yaa? Des'in onunla 50 yıllık barış anlaşması imzaladığı kısım çok iyiydi, Des her zmanaki gibi anlaşmalar konusundaki zekâsını bize gösterdi :D Yeşil Adam'ın bakışları rahatsız ediciydi ama sonra zaten işin aslı bambaşka çıktı. Callie'ye dans teklifinde bulunduğunda "Hayır kızım, ne dansı. Biz Des'i bekleyelim. Onunla ederiz." dedim ama Callie teklifi kabul etti -_- Orda da bir sinirlendim. Yalnız Yeşil Adam Ruh Hırsızı çıktığında gerçekten aşırı şaşırdım. Ağzım açık kaldı. Hiç beklemiyordum. Adama boşuna "Ruh Hırsızı" demiyorlarmış. Adam insanların bedenlerini ele geçiriyor. Kitabın son 100 sayfası aşırı heyecanlıydı! Nasıl bitirdiğimi anlayamadım :D Hâlâ çok fazla soru işareti var. Bu Ruh Hırsızı gerçekten kim? Nerden gelmiş? Amacı sadece Öte Dünya'yı ele geçirmek mi? Callie'ye karşı bu davranışlarının sebebi ne? Bir kehanetten bahsetti, ne kehaneti? Des'in babasına nasıl ulaştı? Tüm bu soruların cevaplarını diğer kitaplarda alacağımızı düşünüyorum. Janus salona girdiğinde Callie bardağını düşürünce dedim "Kızım ne yapıyorsun?" Des de yan yan bakıp el hareketiyle bardağı eski hâline çevirdi :D Sonra Callie beni Karnon'a götüren oydu deyince dedim "Nee?!" Zaten Des bunu duyar duymaz hemen saldırıya geçti ve ortalık karşı :D Des gerçekten aşk yaa "Senin için savaş çıkarırım" dedi Janus ısrarla inkar etti. Benim aklımda sürekli "Bu adamın bir ikizi vardı o olmasın? Belki tahtı istediği için Ruh Hırsızı ile işbirliği yapıyordur." düşüncesi vardı. En sonda Ruh Hırsızı da Janus'un ikiziyle ilgili bir şeyler söyledi. Onu da mı bir şekilde ele geçirmişti yoksa başka bir şeyler mi var orası biraz kafamı karıştırdı ama 3. kitapta bu durum açılanacaktır. Böylece Janus'un masumiyeti açığa çıkmış oldu. Karnon da aslında masummuş ya yaa? Callie'yi kurtarabilmek için onda kanat ve pençe çıkmasını sağlamış. İçindeki Ruh Hırsızı ölsün diye de Des'i kendisini öldürmesi için bilerek kışkırtmış. Ne pis bir adam şu Ruh Hırsızı ya! Flora Krallığı'ndaki insanlar için gerçekten çok üzüldüm. Üstelik Mara bir de onları damgalıyormuş! Pis yılan! O kızı da suçsuz yere kırbaç cezasına mahkum etti! Neyse ki Callie duruma müdahale etti. Herkes gerçek kraliçenin kim olduğunu gördü. Kırbaç sahnesinde o kadar üzüldüm ki.. Gerçekten ne cüretle, hangi cesaretle Gece Kralı'nın eşine kırbaç attılar anlayamadım, öfkeyle okudum kısmı. Tabii ki Des'in gelmesiyle birlikte olaylar muhteşem bir şekilde değişti. Des'in o öfkesi ve yaptıkları on numaraydı Mara'nın haremini ortadan kaldırması :D Tam bunlar konuşulurken bizim Callie rüyalarının gerçek anlamını kavradı ve kimseyi beklemeden (?!) birden kraliçenin meşe korusuna gitmeye karar verdi! Gerçekten Callie -_- Hayır neden Des'i beklemiyorsun ki?! Neyse ki askerler onu takip etmişti ama az kalsın adamlar da zarar görüyordu. Hep birlikte meşe ağacını kesip içindeki askeri kurtardıkları sahne çok güzeldi. Böylece gizem perdesi aralanmış oldu. Des'in "Eşim bensiz kanunsuz işler yapıyor." demesi :D Derken öfkeyle Mara geldi ve işler karıştı. O da meğer ağaçlarım soluyor, hükümdarlığım elimden alınacak diye meşe korusuna girişleri yasaklamış -_- Yılan kadın. Yalnız Des'in gücünün tüm hükümdarların gücünden fazla olması, hepsini bastırması. Alfa adam yaa Tam bunlar savaşırken Callie Des olduğunu düşündüğü birinin peşinden gitti. Yine söyledim "Kızım nereye gidiyorsun, dur. Etraf bir aydınlansın. Des neden seni sesiyle bir yere çeksin ki?" dedim ama Callie işte -_- Ben Des'in babası bir tane kardeşini öldürmeyi unutmuştur, o da Des gibi saklanmıştır şimdi tahtı istiyordur diye tahmin ederken adam Des'in babası Galleghar çıktı! Çok şaşırdığım yerlerden birisiydi. Hiç beklemiyordum gerçekten şok oldum. Ben abisi falan çıkacak derken babası çıktı. Oysa Des onu öldürdüğünden emindi. O emin olunca ben de emindim ama Ruh Hırsızı bir şeyler yapmış. Detaylar 3. kitapta ortaya çıkar diye düşünüyorum. Bu arada Des'in babası zaten iğrenç bir adammış, annesine yaptıklarına gerçekten çok üzüldüm. Hâlâ da iğrenç bir adam. "Belki biraz merhamet ederim de eşini yeni haremime alırım." dedi şerefsiz! Des Callie'yi kurtardığı sırada da kurduğu tuzağın işe yaramasının mutluluğuyla bu fırsatı değerlendirip Des'in kanatlarını kırdı! Gerçekten o kadar çok üzüldüm ki o sahnede.. Des o acıya rağmen Callie'yi korumayı başardı ve babasıyla mücadelesine devam etti. Onu öldüremese de ilk raundu kazandı! Bu sırada Callie de Ruh Hırsızı'yla güzel dövüştü. O adam Callie'yi yenemezdi ama Mara her şeyi mahvetti! Callie'yi sarmaşıklarıyla durdurmasa Ruh Hırsızı Callie'yi yenemezdi. Yalnız adam harbiden fena zeki bir düşman. İnsanken Callie'ye ulaşması zor olduğu için onun leylak şarabı içmesi gerektiğini biliyordu ama bunu kendisi yapmadı, Des'in yapmasını istedi. Gerçekten merak ediyorum tüm bunlar olurken Callie'nin biricik arkadaşı Temper neredeydi acaba? Belki leylak şarabına ihtiyaç kalmadan Callie'yi iyileştirebilirdi. Sonraki kısmı Des'ten okumak çok güzeldi Fiziksel acısını unutup Callie'yi kaybetme düşüncesinin/korkusunun onda sebep olduğu acıyı yaşaması Onun için tüm büyüsünü kullanmaya çalışması, "Keşke onunla tekrar iletişime geçmeseydim. Onu uzaktan severdim. En azından yaşadığını, güvende olduğunu bilirdim." demesi Onun için çok acı çekeceğini bilse de ondan uzak durmayı göze alması Off Deees Her ne kadar bunun Callie'nin kendi isteği olmasını istese de o durumda ona leylak şarabı içirmek zorunda kaldı. Böylece bağları da tamamlanmış oldu. Zaten Callie bunun ilk testini hemen uyanınca yaptı :D O sahne çok güzeldi :D Umarım leylak şarabı içirdiği için Des'e kötü davranıp ona cırlamaz -_- Eğer öyle yaparsa gerçekten çok sinirlenirim. Zaten Callie de leylak şarabının özelliklerinin çok ilgi çekici olduğunu düşünüyordu. "İstemiyorum. Kesinlikle olmaz." şeklinde bir yaklaşımı yoktu ve umarım da olmaz. Des böyle bir yaklaşımı asla hak etmiyor çünkü! Eğer doğru adımları da atarlarsa Ruh Hırsızı tehlikesinden de kurtulacaklardır ama adam gerçekten çok tehlikeli ve şu ana kadar her şey onun istediği gibi ilerliyor. Artık Callie de ölümsüz oldu. Des'in Callie'ye yaptığı kraliçelik teklifi :D Callie'nin tam idrak edemeden kabul edişi ve sonra "Ben neyi kabul ettim böyle?" diye düşünmesi :D Callie'nin önceki kısımlarda "Ben kraliçe değilim, olmayacağım" falan tarzındaki söylemleri de beni çok rahatsız etmişti -_- Des'i bulmuş da kraliçesi olmayı reddediyor, salak -_- Callie'de de bir tutarsızlık var ya :D Çok aşığım diyor ama bazen de öyle şeyler yapıyor ki? Artık borçlarını da tamamen ödemiş oldu ve bileziği yok oldu. Umarım aptalca şeyler yapmaz ve Des'i üzmez. Yalnız her kitapta farklı bir krallığın başına kötü şeyler geldi, farklı bir krallık yıkıldı/yıkılmanın eşiğine geldi :D İlk kitapta Fauna, şimdi Flora 3. Kitapta acaba sıra Gün Krallığı'nda mı? Kitabın sonunda Mara kulesinde ağlarken :D Tabuttaki askerlerin uyandığı yazıyordu. Her krallıkta bu askerlerden var. Sanırım Ruh Hırsızı kendine bir ordu oluşturdu. Ben öyle tahmin ediyorum. Yoksa Callie'ye de sorduğu gibi neden bu kadar çok askeri kaçırsın ki? Bu askerlerden her krallıkta olduğu için Öte Dünya'yı ele geçirme planı yapmış olma ihtimali güçleniyor sanki? Neler olacak gerçekten çok merak ediyorum. Callie'nin bazı davranışları dışında gerçekten çok güzel bir kitaptı. 3. Kitaba geçmek için sabırsızlanıyorum. Çok fazla soru işareti var. Bakalım neler olacak. Yabancı Bir İlahi Laura Thalassa
Edebiyat
Yabancı Bir İlahiLaura Thalassa · Martı Yayınları · 2022756 okunma
·
211 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.