Puan vermedi·76 syf.····Okunma: 07 Mayıs 2024 15:14 》Yazarın ilk öykü kitabı, benim de tanışma kitabım oldu İran'ın Kafka'sı denilen Sadık Hidayet ile.
》Zaman zaman bunalımlar geçiren Hidayet, 9 Nisan 1951'de kaldığı dairede havagazı ile intihar etmiş. Bu kitapta da umutsuzluğu, bunalımı, ölümü anlatmış zaten. Hayatından izler taşıdığını bilince daha farklı bir kafayla okuyor insan.
》Kitap 9 öyküden oluşuyor:
Diri Gömülen: Ölmek isteyip, birçok girişimde bulunan ama bunu başaramayan bir karakterin ruh halini anlatıyor.
Hacı Murad: Hacı Murad adında bir adam ve karısı arasındaki ilişki ve adamın başına gelen bir olay anlatılıyor.
Fransız Esir: Almanlar tarafından esir edilen bir askerin, esir kaldığı zamandaki yaşadıkları anlatılıyor.
Kambur Davud: Çocukluğundan beri alaya alınan Kambur Davud'un yaşadığı toplumsal baskıyı anlatıyor.
Madeleine: Bir adamın etkilendiği bir kadın hakkındaki düşüncelerini anlatıyor.
Ateşperest: Ateşe tapanlar ve inançları üzerine bir öykü.
Abacı Hanım: En dokunaklı öykülerden biriydi bence. Bir kadın ve iki kızı hakkında bir hikaye. Toplumdaki güzellik algısı ve bir insanın üzerindeki etkisini tıpkı günümüzdeki kadar net anlatmış.
Ölü Yiyenler: Ölen bir adam ve daha ilk günden konuşulmaya başlanan para, mal mülk, miras konuları üzerine güzel eleştiriler barındıran bir hikaye.
Hayat Suyu: Hırs, kibir, açgözlülük üzerine 3 kardeşin masalımsı hikayesi. Kitabın en farklı hikayesi buydu diyebilirim.
》Benim en beğendiklerim Abacı Hanım ve Hayat Suyu oldu. Kitaba adını veren ilk hikaye de oldukça etkiliydi. Ama başlangıç için fazla karamsar ve ağır geldi bana.
》Bütün öykülerde acı, melankoli, ölüm, intihar, dram ve genel manada bir karamsarlık hakim. Zaten yazarın da içinde bulunduğu ruh halini ve yaşadığı hayatı düşününce sebebini anlıyorsunuz. Aslında bu kitap bir nevi içinin yansıması gibi olmuş.
》Kitabın dili oldukça sade, anlaşılır olduğu için rahat okunuyor, tasvirleri de kurgudan çok kendi iç sesimizle konuşup tartışıyormuşuz gibi hissettiriyor.
》Karakterlerin ortak özelliği toplum içinde tutunamamış, kendini bir yere ait hissedememiş, bir şekilde aileleri içinde dahi kabul görmemiş insanlar olması. Ve bu melankoli içinde yazar birçok toplumsal konuya da değinmeyi ve eleştiri yapmayı da başarmış.
》Sadık Hidayet'i seven okurlara "gölgeli harflere düşkün okurlar" deniyormuş. Karanlık kitapları çok sevmesem de dilini, üslubunu sevdim. Doğru zamanda okumak şartıyla :)