Kitabın ilk sayfalarında yer alan bölümler kısmında bazı başlıklar spoi verebiliyor spoi yemek istemiyorsanız başlıkları önceden incelemeyiniz.
Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap. Okurken çok beğendiğim ve 10 puanı hak eden nadir kitaplardan biriydi. Yazım dili , olay akışı , karakterlerin tasvirleri tam puanı kesinlikle hak ediyor.
BUNDAN SONRASI SPOİLER SAYILABİLECEK BİLGİLER İÇERİYOR
Van , Jeff ve Terry isimli üç kaşif arkadaşın dağlar yüksek kesimlerinde hiç erkeğin olmadığı ve sadece kadınların yaşadığı bir ülkeyle ilgili söylentiler duyuyorlar. Bölgede yaptıkları uçuş sonrası bir yerleşim görüyorlar , bu yerleşimde olan bebekler erkeksiz bir toplum olması düşüncesini çürüttüğü içi bölgeye iniş yapıyorlar. Tertemiz ve bakımlı bir ormandan geçtikten sonra kusursuz denilebilecek bir sistem görüyorlar. Hastalık ve kötülük nedir bilmeyen bir toplumala karşılaşıyorlar ama tahminlerinde yanıldıkları bir kısım var : Cidden hiç erkek yok ! Tamamen anaerkil bir toplum. Sistemleri öyle düzenli ki bu üç arkadaş kendi ülkelerindeki (ABD) sistem ve yaşayıştan utanıyorlar. Kıskançlık duygusu yok , tamamen KIZ KARDEŞ olma bilinci ile hareket ediyorlar.
Karakterlerimizden Jeff kadınları korunması gereken hassas birer varlık olarak görüyor. Terry ise kadınlara hükmedilecek kişiler olarak yaklaşıyor. Ana karakterimiz Van ise daha ortada bir yerde. Bu yüzden ülkedekiler onu kendilerine daha yakın hissediyorlar.
Erkekler ne kadar hata yapsada bu kadınlar onları hep sakin ve anlayışla karşılıyor . 3 erkek misafirlerini olabilecek en iyi şekilde ağırlamaya çalışıyorlar. Ülkedeki düzen ve uyum anlatılamayacak kadar mükemmel kesinlikle bu "kusursuz" dünya ile tanışmalısınız. Kadınların tek başına kurdukları bu ülke ile birlik içindeki bir anaerkil toplumun ataerkil toplumdan üstün yanlarını diğer toplumu aşırı ezmeden (misafirler kendi içinde bir eziklik yaşıyor) çok güzel anlatılmış.
Bu kitabı ilginç ve etkileyici yapan diğer şeylerse dinleri , çoğalma şekilleri ve annelik kavramları.
Eskiden çok tanrılı olan bu topluluk olumsuz şeyleri hayatlarından çıkarmaları ile savaş , kaos , kıtlık gibi tanrılara ihtiyaç duymamışlar ve bu eleme ile sadece "Annelik Tanrıçası" dedikleri tek tanrılı bir dine yönelmişler . Bu dinde Tanrıçaları bir ANNE gibi karşılık beklemeden onların iyiliği ve gelişmeleri için destekleyen kutsal bir güç olarak tasvir edilmiştir. Ceza kavramı yok. Büyük dini törenleri ve şaşalı tapınakları yok. Daha samimi ve küçük yerlerde bu işte bilgili kız kardeşleri sayesinde kendilerini rahatlatıyorlar. Tanrı onlardan bir karşılık beklemediği için ibadet diye bir kavram da yok. Misafirlerini de en çok şaşırtan şey buydu.
Çoğalma şekilleri ise gerçek dışı : Partenogenez (Kitaptaki misafirler bu benzetmeyi uygun buluyorlar.)
2000 yıl önce tüm erkekler ölünce kalan kadınları bir korku salıyor. O zaman ki tüm yetişkin erkekler ölmüştü ve kalan erkek çocukları da küçük yaşlarda öldü. Buna rağmen umutsuzluğa kapılmadan çalışmaya devam ettiler ve Annelik Tanrıçaları aralarından bir kadına 5 kız çocuk veriyor , onun çocuklarına da 5 kız derken bu toplum tek bir atadan çoğalıyor.
Annelik ve çocuklar onlar için en önemli şey. Çünkü nesillerini doğal olmayan bu yolla çoğaltıyorlar. Belli özelliklere sahip olmayan kadınlar anne olma hakkına sahip olamıyorlar ve bu toplumdaki en üst mertebe annelik. Gelecek nesillerde iz bırakma, etkileme yetisine sahip olmak. Çocuklar tehlikenin olmadığı bir ortamda hep birlikte büyüyorlar. Uzun bir sistemleri var bunu okuyunca siz de daha iyi anlarsınız.
Farklı ve eşsiz bir ülke ile tanışmak , kadın birliğinin gücünü görmek isterseniz sizde bu kitabı kesinlikle okumalısınız. Akıcı bir kitap ve aşırıda kalın değil kesinlikle herkese tavsiyemdir.
Charlotte Perkins GilmanKadınlar Ülkesi