·360 syf.····Okunma: 08 Mayıs 2024 00:07 Yazardan okuduğum ilk kitap ve kalemine hayran kaldım. Sade, anlaşılır ve akıcı bir üslupla ele aldığı Bülbülü Öldürmek eserinde yazarımız; Maycomb adlı eski bir kasabada avukat olan Atticus ve iki çocuğunun hayatından kesitler sunuyor. Belirli bir yerden sonra kitap sizi içine alıyor ve olayları kitabın anlatıcısı olan küçük kızın gözünden izlemeye başlıyorsunuz. Onun gibi Boo Radley’i merak ediyor, Tom’un sırf zenci olduğu için yapmadığı bir suçtan yargılanmasına şaşırıyorsunuz. Tam burada Victor Hugo’nun “iyi olmak kolaydır, zor olan eşit olmaktır.”sözü aklıma gelir. Adaletin o hassas terazisi iyi veya masum olanları neden tartmıyor?
Kitapta ırkçılık ve ayrımcı toplum baskısı okuyucu çok derin duygulara sürüklüyor. Beni derinden etkileyen ise yazarın; “istediğin kadar saksağanı vurabilirsin ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.”cümlesi oldu. Buradaki bülbül, beyaz insanları temsil ederken saksağan siyahileri temsil ediyor. Tamamen ayrımcı kişilerin düşüncelerinin yansıması olan bu cümleyi okuyunca ikiside bir canlı, neden birini öldüreyim ki?diye soruyorsunuzdur kendinize, işte hikayenin konusuda burada gizli!
Düşünün ki küçücük bir çocuğun gözünden laik, muhafazakar, siyah-beyaz, kadın-erkek gibi acınası sınıflandırmalara şahit oluyoruz. Yazarın kalemi sade, basit bir eser gibi görünsede vermek istediği mesajlar oldukça açık,etkili ve güçlü. Yani ders niteliğinde bir eser. İnsanların acımasızlığına, yapılan ırkçılığa kızmamak mümkün değil. En kötüsüde bu durumun hala var olması…
Ötekileştirmek, sanırım insanoğlunun en çirkin en berbat huylarından birisi. Tedavisi mümkün olmayan bir huy. Günümüz hümanizm toplumunda bile sınıflandırmalar bitti mi sizce?
İnsanları farklılıklarına veya kendi çıkarlarımıza bakmadan sadece insan olduğu için sevdiğimiz bir dünyada yaşamak arzusuyla…