Gönderi

Puan vermedi·431 syf.··
2024 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2024 09:28
İlk önce şunu söylemeliyim: Kitabın içinde bir sürü alıntı var. 400 sayfa ise neredeyse 250 sayfadan fazlası alıntı. Bu ise beni boğan bir şey. Kitap, felsefe kitabı olarak görünse bile, felsefeden biraz anlayan birisi için bu pek geçerli değil. Ancak felsefeyle yeni yeni ilgilenen kimseler için güzel olabilir. Gelelim incelemeye… Kitabın içinde bir çok yerde çelişki var. İncelemeye ya da eleştirmeye kalkarsak bunun için bir kitap yazılmalıdır. Bu yüzden bir kaç sayfa hakkında konuşmak zannımca yeterlidir. 12. Sayfada İddia şudur: “Tanrının var olup olmadığı inancını ispatlamak için insanın yeterli akli temellere sahip olmadığı.” Cevap olarak derim ki: İnsan aklı eğer Tanrı’yı bilemiyorsa, insan aklının Tanrı’yı bilemeyeceği nereden biliniyor? Bunun delili nedir? Agnostisizm eğer bilinemezcilik ise bilinemez denildiği zaman neyden bahsedilmektedir? Eğer cevap Tanrı ise o hâlde, bilinemez denilen Tanrı nedir? Tanrının bilinemez olduğu nereden biliniyor? Bir şeyin bilinemez olması için ilk önce o şeyin ne olduğunu bilmek gerekir. Çünkü olup ya da olmadığını bilmek bile, bir bilgidir. Bir şey hakkında fikir sahibi olmak için ilk önce o şey halkında bilgi sahibi olmak gerekir. Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi de olunmaz. 15. Sayfada iddia şudur:“ Tanrı hakkında yapılacak her konuşma, her ne kadar onu anlaşılabilir kılmak amacını gösterse de, onu daha anlamsızlaştıracaktır.” Yukarıda ki sayfada Tanrının birinemeyeceği iddia edilmişti. Burada ise Tanrı hakkında yapılan konuşmalar, Tanrı’yı anlaşılabilir kılmak yerine onu daha da anlamsızlaştıracaktır denilmiş. Cevap olarak derim ki: “Bilinemez olan Tanrı hakkında yapılan konuşma eğer Tanrıyı anlamsız kılıyorsa, anlamsız kılınan Tanrı nedir? Bilinemez olan Tanrının anlamsız kılındığı nereden bilinmektedir? Tanrı madem bilinemiyorsa yapılan konuşmanın Tanrıyı anlamsızlaştırdığı nereden bilinmektedir?” 15. Sayfada, Tanrının var veya yokluğu meselesinde bir mutabakata varbilmemiz için, öncelikle eğer varsa tanrının ne olduğunu bilmek ya da eğer yoksa onunla ilişkilendirilen kavramları ortalığa sermek gerekir, yani adını koymak gerekir. Lakin tanrı tanımsızdır.” Denilmişti. 16. Sayfada ise İddia şöyledir: “Tanrı’yı bilinebilir kırmak isterken kuvvetle muhtemel hakiki Tanrı’dan bir o kadar uzaklaşmışlardır.” Cevap olarak derim ki: Tanrı’yı açıklamaya ve bilinebilir kılmaya çalışan kimselerin hakiki Tanrı’dan uzaklaştığı nereden bilinmektedir? Hakiki Tanrı nedir? Hakiki Tanrının var olduğunun delili nedir? 21. Sayfada: “Tanrı hem varlığın hem de yokluğunun ötesinde olandır.” denilmiş Cevap olarak derim ki: Bilinemez olarak nitelendirilen Tanrının, hem varlığın hem de yoklugun ötesinde olduğu nereden biliniyor? Yine 21. sayfada iddia edilen şudur: “ Mantığın, bilimin, aklın, duyunun ve matematiğin bile üstünde olan bir varlık için…” Cevap olarak derim ki: Tanrının mantığın, bilimin, aklın, duyunun ve matematiğin üstünde olan bir varlık olduğunun delili nedir? (Bilinemez denilen Tanrı hakkında bu kadar şey bilmek, bahse konu olan Tanrıyı bilinmez mi yapar, bilinen mi?) Tatmin edici bir kitap değil. Umarım yazar, başka kitaplar yazacağı zaman daha dikkatli davranır ve umarım başka yazarlardan bu kadar çok alıntı yapmaz.
Agnostisizm ve İlahi TragedyaDiamond Tema · Mitra Yayınevi · 2022602 okunma
·
3.251 Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ben bir şeyleri bildiyimi iddia etmiyorum. Hayat bir ilizyondan ibaret. Ve bu yüzden Agnostizim terimi var. Bizim algimiz bizi yönetiyor. Biz aklımızın ötesine cıkamayız. Hayatımız , anlam yüklediyimiz şeylerden ibaretdir. Ve zaten Diamonda hep diyorki benim söylediklerimde bir arguman. Gercek değil. Benim dediyim doğrudur dememişdir hic bir zaman. Tanri argumaı bizim mantık ve akıl dışına cikdığı için bende Agnostizimi savunan biriyim.
Bilmeyen biri
Gönderi Sahibi
Namaz Namazov Hindistanlılar budaya ya da ineğe tanrı demediler. İneği kutsal olarak görüyorlar. Budanın kurduğu bir inanç ya da felsefe sistemidir ve onda tanrıya yer verilmemiştir. Size bir sorum var: Dünyanın en iyi ressamlarından birisine gitseniz ve ondan hiç görmediği bir kişinin, mesela dedenizin resmini çizmesini isteseniz, sizce ressam görmediği dedenizin resmini çizebilir mi çizemez mi?
Hımm kafadan kitabı karalama yazısı bu.. Beğenmedim.
O zaman sen Tanrıyı tarif et bilelim. Gözle görülmüyen Zamandan mekandan Münezzeneh olan. Var olan hiç bir şeye benzemeyen Tanriyi izzah et. Senin için hicliyin yokluğun ne anlama geldiyini açıkla.
Bilmeyen biri
Gönderi Sahibi
İncelemem de Tanrının tarif edildiğini söylemedim. Tanrı bilinemez denildiği halde Tanrı hakkında bir sürü şey söylenilmiş, incelemeyi biraz daha dikkatli okursanız anlayacağınızı ümit ediyorum. Tanrının izahını sizde kendinize göre yapmışsınız. Mesela: Gözle görülmediğini, Zamandan ve mekandan münezzeh olduğunu, hiçbir şeye benzemediğini söylemişsiniz. Bütün bunları söyleyebilmek için Tanrıyı bilmek gerekir. Bildiğiniz için ve hakkında bilgi sahibi olduğunuz için söylüyorsunuz. Ben diyorum ki: İstanbul’un belediye başkanı Mansur Yavaştır. Sizde diyorsunuz ki: Hayır, Ekrem İmamoğlu’dur! Bu cevabı vermek için ilk önce İstanbul’u, sonra da İmamoğlu’nu bilmeniz gerekiyor. Bilmelisiniz ki, hakkında bir şey diyebilesiniz. Bütün bunlar bilinmeyene değil, bilinene ait bilgilerdir…
boş yapmışsın
Yazan zaten agnostik. Kitabı birileri yazdırmış, hedefi insanları ALLAHSIZLAŞTIRMAK! Son günlerde daha ileri gitmiş dini uydurma, saçmalık diye tanıtmaya başladı. Bir kaç felsefeci hariç hepsi aynı kafada inkar ettiklerini yaratıcıyı sorgulayıp, ispatını bulamayınca en basit yola başvuruyorlar "aklın Sınırlarının Bittiği Yerde İnkar" yolunu seçiyorlar. Hala yoktan var edilemez dedikleri kainatın, canlı, cansız varlıkları açıklayamayan insanların sözü hiç değil, yok hükmündedir!