Latincede gömmek anlamına gelen sepelire kelimesinden türetilerek "sepulkral mimari" de denen mezar mimarisi, ölü bir bedeni barındırmak ya da ihtiva etmek için inşa edilen mekanlarla ilgilidir. Bu mimari tipinin boyutları değişkendir ve mütevazı bir mezar taşından ya da basit bir mezar işaretinden büyük aile mezar odalarına ya da devasa mozolelere uzanır. Mezar mimarisinin diğer örnekleri arasında katafalk ya da tabut sehpası (ayaklı tabut altlığı), lahit (dekore edilmiş taş tabut), anıtmezar/kenotaf (içinde gerçek naaş olmayan temsili mezar), kolombaryum/ güvercinlik (yakılmış ölülerin küllerinin konulması için nişleri olan mahzen), yeraltı mezarı/katakomp (mezarlık için gömmeleri olan tünelli yeraltı mezarlığı) ve mahzenmezar (yeraltında inşa edilen mezar odası) yer alır. On sekizinci yüzyılda Diderot ve Jean le Rond d'Alembert'in hazırladığı kapsamlı Ansiklopedi ya da Bilimler, Sanatlar ve Zanaatlar Açıklamalı Sözlüğü'ne göre, "Romalılar üç tür mezar tanımladılar: Sepulchrum, monumentum ve cenotaphium. Sepulchrum (sepulkral) vefat edenin naaşının konduğu sıradan mezardı. Monumentum (anıt) sıradan mezara kıyasla daha görkemliydi ve kişinin anısını muhafaza etmek üzere inşa ediliyordu" (de Jaucourt, 1967). Antik Yunancadaki kelime anlamı " boş kabir" olan cenotaphium (kenotaf), naaşları başka bir yerde bulunan kişi ya da kişilerin onuruna inşa edilmiş mezar mimarisi ürünüydü.
Sayfa 15·Kitabı okudu
·
188 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.