Sarayburnu'ndan İzmit'e kadar 111 km'lik gemi yolculuğuyla birlikte, İstanbul' dan Ankara'ya yapılan seyahatin tamamı yaklaşık 600 km'ydi, başka bir deyişle Türkiye'nin uzunluğunun yaklaşık üçte biriydi.
Tren İzmit'ten Ankara'ya giderken yol üstündeki kasaba ve köylerden geçip gitmedi; aslında yerel halkın üzüntülerini belirtmesi ve bunu bilhassa çiçekler sunarak göstermesine imkan sağlayacak biçimde, her istasyonda aslında yarımşar saat kadar durdu. Anadolu seyahati boyunca bu trende olan Şair Behçet Kemal Çağlar bu sahneleri şöyle tasvir etmişti:
1:5-2:29 Karaköy, hep böyle. Bazı köylüler, duraklıyan trene koşup "Bunu da alın, buna da yer bulun" diye yalvararak birer çelenk uzatıyorlar; rayların üzeri her istasyon yanında çiçekle doluyor [...] Sabah aydınlığında bir de bakıyoruz ki her kompartıman kapısının kolunda birer çelenk asılı: Bozöyük, İnönü, Levke, Küplü'nün gönlünden kopmuş. Evliya türbesine bez bağlar gibi bu çelenkleri ne yapıp yapıp oracığa takmaktan kendilerini alamamışlar.