Anıtkabir'e gelecek olursak, abide üzerinde yapılan en büyük çıkarma işlemi daha inşaat bitmeden gerçekleştirilmiştir. Gerek Onat ve Arda'nın yarışmayı kazanan projesinde gerekse inşaatta kullanılmak üzere sunulan gözden geçirilmiş proje planlarında şeref holünün üstünde çatı katı olarak anılan ikinci bir kat bulunmaktaydı. Bu, alttaki sütunların üzerinde yükselen, kabartmalarla kaplı dev bir kütle olacaktı. Bu çatı katının oranları ve genel kütleselliği sebebiyle, mozole tarihteki ilk mozole olan Halikarnas'taki Kral Mausolos'un mezarına benzemişti. Daha önce de belirtildiği gibi, 1950' de inşaatın son safhalarındayken Onat ve Arda ile istişare edilip onayları alındıktan sonra, zaman ve paradan tasarruf gayesiyle çatı katı plandan çıkarıldı. Çatı katı inşaatının iptal edilmesiyle hem maliyette büyük bir tasarruf sağlanacak hem de abide Atatürk' ün 15. ölüm yıldönümü olan 10 Kasım 1953'e yetiştirilebilecekti (Arda 1961, 155). Çatı katının Anıtkabir projesinden çıkarılmasıyla akropolisin tepesinde yer alan bir Helen tapınağını andıran, sade ve soyut, kolonlu bir ana bina ortaya çıkmış oldu. Muhtemelen projenin mimarları da değişikliğe bu nedenle onay vermişlerdi zira daha en başta yarışmaya sundukları projenin ilham kaynağının " klasik uygarlık" olduğunu iddia etmişlerdi. Bir başka deyişle, yarışmayı kazanan projede yer alan bu tasarım unsurunun çıkarılması, mimarların kadim bir klasik uygarlığa gönderme yapma niyetinin bir devamı olduğu için onlar tarafından da memnuniyetle kabul edilmişti.