Şahane bir kitap!
Bu kitabı ilk okuduğumda 17 yaşındayım. O zaman da bu kitabı anlamış ve etkilenmiştim. Şu an 20’li yaşlarımdayım. Kitabı çok hatırlamadığım için tekrar okudum. Yine aynı duyguları hissettim , daha büyüdüğümden midir nedir daha güzel bir tat aldım. Bu kitabın en güzel yanlarından biri akıcı olması , dili hafif olması. Anlaşılır bir dili var. Sizi ilk sayfadan itibaren kendisine bağlıyor. Bilenler bilir klasiklerde bu duruma çok rastlanmaz
Kalın, dili akıcı. dünya klasiği üstüne de yazarı kadın. Daha ne olsun! Konusu…
Jane Eyre’ ın hayatını anlatıyor. Öksüz ve yetim doğan, onu sevmeyen bir yenge tarafından büyütülen, korkunç bir yatılı okula gönderilen, fakir, kimsesiz ve çirkin bir kadındır. 1800’ lü yılların dünyasında bunların ne kadar büyük eksikler olduğunu hayal edin. Aynı zamanda çok başarılı ve yeteneklidir. 18’ inde aile, sevgi nedir bilmeden dış dünyaya açılmaya karar verir. Hiçbir şey bilmeyen küçük kadınımız tek başına güzel bir mürebbiyelik işi bulur. Sonrasında olaylar gelişir. Bu kitapta beni en çok sevindiren şey kitapta Jane Eyre’ ın hangi koşulda olursa olsun bağımsızlığından bir an bile taviz vermemesi. Her zorluğa sabırla katlanıp yılmadan hayatına devam etti. Jane Eyre hayatta en çok sevgiye hasret.Buna rağmen aşk ve aile için bile bağımsızlığından vazgeçmedi, kendi işini kendisi yaptı, kendi parasını kendisi kazandı. Zorluklara boyun eğmedi, boyun eğdirtti. Herkesin harcı da değildir. Şahsen ben 1800’ lü yıllarda kimsesiz biri olsam iyi bir eş bulur bulmaz evlenirdim. Ahahah! Jane Eyre 1800’ lü yılların dünyasında kadın olarak bağımsız olmayı başardığı için çok sevdiğim karakterlerden biri. Jane Eyre’ ı cân-ı gönülden tebrik ediyorum. Ben de onun gibi olmak istiyorum. Umarım bir gün hepimiz Jane Eyre olabiliriz. Umarım Jane Eyre’ların sayısı artar ve buna tanık olma şerefine erişiriz.