Puan vermedi·68 syf.····Okunma: 27 Mayıs 2024 16:55 Lenin’in 6.koğuşta sıkıştım dediği Çehov’un kısa ama muhteşem eseri. Çehov’un fazlasıyla acımasız gerçekçilik bakış açısıyla yazdığı 85 sayfalık kısa romanı. Her ne kadar yazıldığı dönemdeki Rusya’nın gerçekliğini yansıtan izler taşısa da dünyanın herhangi bir ülkesinde herhangi bir döneminde de aynı sistem çıktılarını hala görebiliriz.
Kitap, 2 ana karakter üzerinden ilerliyor. Hasta Ivan Dimitriyeviç ile doktor Andrey. Bir akıl hastanesinde 6. koğuşta yatan eğitimli bir akıl hastası Ivan Dimitriyeviç ile doktor Andrey arasındaki diyaloglardan oluşuyor. 2 ana karakter arasındaki diyaloglar bizi acı, acıya karşı duruş, toplumsal ahlaksızlık, suç ve adalet, ölüm, Tanrı’nın varlığı gibi kavramları düşünmeye sevk ediyor.
Dimitriyeviç, ağır anksiyete problemleri olan, kapısının önünden bir polis geçse veya kapısı çalsa bile tedirginlik yaşayan, her an hapse atılacağını düşünen bir hasta. Bu karakter; Çehov’un özellikle seçtiği ve dönemin ağır devlet baskısına bir tepki niteliğindedir. Bu tedirginlikleri nedeniyle hasta kabul edilmiş, ötekileştirilmiş ve sistemin dışına atılmış bir karakter. Karşısındaki karakter doktor Andrey ise sisteme uyumlu, etrafındaki insanların yaşadığı acılara duyarsız ve bunu da Stoacı ve Nihilist felsefi açmazlara dayanarak yaptığı için vicdanı rahat. Acıya son verip adaleti sağlamak için elinde yeterli güç varken bunu kullanmayıp herşeyin sonunun boş olduğunu düşünüp eylemsiz kalan biri.
“Aslında ölüm hepimiz için kaçınılmaz, doğal bir son olduğuna göre neden bununla savaşıp insanların ölmesini geciktiriyoruz?”
“Istırabı hafifletmekle elimizde ne geçecek? Bir kere, acıların, insanları olgunlaştırdığına inanılır.”
“Varlıkları bir değer taşımayan bu gibi insanlar ıstırap çekmeseler de amip gibi bir işe yaramadan yaşasalar daha mı iyiydi?”
“Zayıf ay ışığında birer gölge gibi gözüken insanlar yıllarca her gün onun duyduğu acıyı, umutsuzluğu duymamışlar mıydı? Nasıl olmuştu da o, Doktor Andrey Yefimoviç yirmi yıldan uzun bir süre yanlarında yaşadığı halde onların neler çektiğini anlamamış, anlamak istememişti?”
Kitabın sonunda, aynı acılar dönüş dolaşıp Doktor Andrey’i bulduğunda başkalarının acılarını küçümsemesinin ne denli yanlış olduğunu bir tokat gibi yüzümüze vuruyor Çehov.
Ne demişti Tolstoy, “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın.”