üstad sezai karakoç'un kaleme aldığı samanyolunda ziyafet adlı bu şaheser; oruç yazıları alt başlığında derlenmiş olup, büyük manaların birbiri ile harmanlandığı bir ramazan ayına övgü şöleni tadındadır.
bir çırpıda bitirdiğim bu eser üstadın diriliş ve milliyet gazetesine vermiş olduğu demeçlerden, diriliş dergisine verdiği köşe yazılardın ve diğer kaleme aldığı eserlerinden alıp derlediği bir yazılar bütünüdür.
tabi bu yazıların genel konusu ramazan ayının mahiyetini, önemini ve insanın bundaki yerini anlatan bir dizi çalışma...
Genel itibariyle okurken insanı çok farklı bir yere endeksleyen, farklı tefekkür sahaları açan ve insanın iç ve dışta oluşan manevi mevfumlarını çok derinlemesine açıklamak ortaya sermek istemiş...
bu yazıların tamamını bir ibadetle eşleştirmek istesek, bu tabiki Allahın bizlere farz kıldığı oruç ibadeti olur.
oruç ibadetinin hikmetlerini o kadar farklı açılardan ele alımış ki, insanın vaybe ben aslında nasıl bir iş yapıyormuşum da haberim yokmuş dedirten ve hayretler içerisinde bırakan açılar... Aslında oruç tutan kimsenin nasıl hallere bürünüyor oluşundan, nasıl bir arınmanın içinde oluşundan ve daha nicelerini anlatan bu eser her Müslümanın kitaplığında olması gereken bir eser!
Ramazan ayının esasında görünmeyen bir yüzü vardır. bu yüzünde insanın benliğini melekiyet mevkisine getirebiliyor fakat bundan bi haber tutulan oruçların aslında sadece mideyi belirli saatler aç bırakmak dışında pek bir işe yaramayan ve bu yüzüne takılı kalmaları, Müslümanların bilmedikleri, farkında olmadıkları bir hasletten öteye gidilememektedir.
oruç ibadetinin bedenen sağladığı sağlığı aslında ruhi açıdan da sağlıyor oluşu çok az kimselerce biliniyor. daha doğrusu bunu doğru tatbik eden kimselerin az oluşu denilse daha yerinde olur.
insanın en barizi mideyi aç bırakarak birçok organın oruç tutmaya vesile oluşundan ve onlarında dinlenmeye çekilerek bedenen bir inziva haline geçmeleri sonuçu büyük bir sıhhat elde ediliyor oluşu oruç ibaderinin akla ve mantığa uygun bir vecibe olduğuna kanıttır.
oruç ibadetinin insan ruhunun derinlerine inmesine ve arınmasına olanak sağlar. bu arınma oruçun insan nefsine kalkan olması ve bu nedenle kötü işlere mahal vermemesinden ötürü melekvari bir varlığa dönüşmesine de yol açar.
üstadın yazılarında da anlatmak istedikleri bunlar ve daha fazlası aslında. kendisi daha çok tefekkür açısından insanı düşünmeye sevk ediyor. birçok delil göstererek bu işin ulvi ve manevi yönlerine parmak basıyor. insanın maddeden çok mana tarafına çekilen birçok etkinin olduğu ve bunun idrakında olabilmek içinde oruç ibadetinin derin manasını kavrayabilmek gerektiğine deyiniyor. çoğu kimse belki de hepimiz islamın beş şartından biri nispetinde eda ettiğimiz bir farzdan öteye geçemeyebiliyoruz. esasında yaradanın bizlere, lütfettiği bir manevi arınma seanslarının bütüncül halini armağan etmiş bulunuyor. ama ne yazık ki, biz kulları ise bunun sadece görünen yüzünde kalıyor, mideyi boş bırakmaktan ibaret sanıyoruz. bir günün yarısını ve bu yarısında da uyuyarak boş bırakılan bir mide ile esasında bunun hiçbir şeyden ibaret bir rutin olduğunun ne farkında ne de idrakındayız...
Ramazan ayına girmeden kendimizi bu ayın ruhi perdesine önceden bürümemiz, hazırlamamız gerekiyor. bunu da kuranı kerim'e sarılarak bol bol okuyarak tefsir ve meal çalışmaları yaparak ön hazırlığımızı yapabiliriz. murakabelere ve teravih namazlarına iştirak ederek bu hazırlığı pekiştirebiliriz.. diğer taraftan 6/7 saatlık bir uykuyla güne başlayıp iftara kadar uyku ile geçirmemeliyiz.. gözü haramdan sakınarak, dili gıybettten muhafaza ederek oruç ibadetinin hakkını vermeliyiz. bunlar klişe sözler biz biliyoruz tüm bunları deyip işin sözde kısmında kalıp öze inemeyen Müslümanların yani bizlerinin hali nicedir kim bilir... Rabbım bizleri affetsin ve sıratı müstakimden ayırmasın...