Gönderi

Olay örgüsü ile birlikte verilmiştir. Spoiler içerir.
Puan vermedi·82 syf.··
Beğendi
·
2024 24. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2024 20:35
AHMET MİTHAT EFENDİ'NİN "CİNLİ HAN" ROMANININ TAHLİLİ Eser, XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batı etkisinde değişmeye başlayan edebiyatımızın önde gelen isimlerinden birisi olan Ahmet Midhat Efendi’nin "Cinli Han" adlı romanının Latin harflerine aktarımını içermektedir. İlk baskısı 2000 yılında gerçekleştirilen eserin ikinci baskısı 2018 yılında yapılmıştır. Ahmet Midhat Efendi, bir cuma günü Beykoz’a giderken bir dostundan işittiği kendince garip bulduğu hikâyeyi okuyucularına sunmak amacıyla Cinli Han’ı kaleme aldığını eserin giriş bölümünde ifade etmiştir. Ahmet Midhat Efendi, romanlarında gelenekten hareketle bir meddah gibi okuyucunun dikkatini hiç eksiltmemesini sağlamaya yönelik bir anlatım biçimi geliştirmiştir. OLAY Olay Fransa’nın eyaletinde meydana geliyor. Birbirine aşık olan Gregoire Salpetre ve Josephine, Salpetre’in gelen askerliği neticesinden birbirlerinden ayrılırlar. Fakat gitmeden önce Josephine bekleyeceğini Salpetre ise zengin olup döneceğini söyler. Josephine iffetli bir kadındır. Bir o kadar da akıllı. Eğer çalışıp kazanırsa zengin olacağını düşünmüş ve Salperte’ye yardım etmek istemiştir. Öyle de olmuştur. Josephine çok kısa zamanda iyi para kazanmıştır. Eyalete gelen kırk yaşlarındaki Monsier De Laroche, Josephine'e aşık olur. Laroche, Josephine’in evine gider ve aşkını itiraf eder. Fakat Josephine gönlünün bir başkasında olduğunu söylese de bunu bildiğini fakat ona rağmen onu istediğini söyler. Josephine’in sinirlenmesi bile fayda etmez tam tersi Laroche bu tavırlarından daha çok etkilenir. Josephine’in annesi bağırtılara koşar Laroche’i dışarıya çıkarırlar. Laroche kızın evinden çıkıp akrabası olan Papa Brasill ‘in evine gider. Papanın yardımıyla beraber plan yaparlar ve Laroche, Josephine’i kandırıp kaçırır. Fakat Josephine, ona dokunacak olursa kendisini öldüreceğini söyler ve bir anlaşma yaparlar Josephine ,bir yıl boyunca sevdiğinin yasını tutmak istediğini söyler. Bu sayede Laroche, çok aşık olduğundan ve kendisini öldürmesinden korkması dolayısıyla Josephine'e bir senelik teminat verir. Fakat Josephine kaçar. Salpetre artık çavuş olup evine döner ve Josephine için atılan iftiraları duyar ve hiçbirine inanmaz onu bulmak için yola çıkar. Çok yağmur bastırdığı için atı ile birlikte herkes tarafından bilinen "Cinli Han'a" girer. Bir cinle kavgaya tutuşur. Fakat o cinin ve karşısında oynayan cinlerin orda konaklayan "Pierre Sangar" tarafından oynatıldığını öğrenir. Josephine'in de orada olduğunu öğrenir. Çavuş Laroche olayları bir de sevdiği kadının ağzından dinler ve dedikoduların asılsız olduğunu öğrenir. Artık iki aşık birbirine kavuşur. Pierre Sangar'ın da dediği gibi "Artık cin ve şeytan hükmü kalmadı. Onların tılsımını buldunuz. Hepsini bozdunuz." (s.74) Kitabın sonunda Pierre Sangar her şeyi Papaya anlatır Papa ve Laroche eyaletten kaçar. Kaçarken arkasında Laroche'e bir mektup bırakır. “Bizi beyhude aramayınız! Cinler sırra kadem bastılar. Savmaada ne kadar eşya varsa Josephine’e hibe ettim. O dahi kendisine vermiş olduğunuz zahmetlerden dolayı bizi affetsin. İkinize de aferin! Siz ne kadar cesur bir adammışsanız Josephine dahi o kadar afif ve kahraman bir kızmış. Allah birbirinize bağışlasın!”.(s.82) Salpetre tarafından verilen raporla Fransa polisi Cinli Han'ın bir tarafını karakol yapmıştır ve ismi "Uğurlu Han" olarak değiştirilmiştir. Eserin dili oldukça ağırdır. Eser hiç sadeleştirilmemiştir. Anlatıcı ara ara okuyucu ile eserin arasına girer. Eleştiri yapar ve okuyucuyu yönlendirir. Bu anlatım tarzını Ahmet Mithat Efendi'nin eserlerinde sıkça görürüz. Samimi bir aşkın mucizevi hikayesini konu alan roman, eski eserlere veya filmlere baktıkça anlıyoruz ki "CİN" konusu sıkça ele alınmıştır. Toplumun belirli kesimlerinde terkedilmiş yerlere bir "Cinli" sıfatı yakıştırmasını görürüz. Fakat Ahmet Mithat Efendi malum cinlerin ardında gizli olanı ortaya çıkarmıştır. Pierre Sangar'ın da dediği gibi "Artık cin ve şeytan hükmü kalmadı. Onların tılsımını buldunuz. Hepsini bozdunuz." (s.74) Josephine'in dedikoduya uğraması güçlü ve zengin bir kadının ancak hile veya iffetsizlikle para kazanabileceğine vurgu yapılmıştır. O dönemdeki kadına bakış yansıtılmıştır. Eserin sonunda hilekarlar ortaya çıkmaktadır. Sevenler kavuşmuş ve mutlu sonla bitmektedir. MEKAN “Vak’a Fransa’da güzar eyliyor. Fransa’nın Lyon eyaletinin de Pierie namında bir karyeden bed’ eyliyor.” Kitabın ilk cümlesinde ilk mekân veriliyor. Olay Fransa’nın Lyon eyaletinde gerçekleşiyor. İkinci mekânımız köy kilisesidir. “Ertesi günü kur’a neferâtı kilisede dua ederek yola düzüldüler.” (13s) Üçüncü mekânımız Salpetre’nin evidir. Monsieur De Laroche, Josephine’e aşkını itirafa gider. “Bir gün kalkıp sûret-i mahsûsada Josephine’in hanesine gitti.” (s.21) Dördüncü ve son mekânımız “Cinli Han”dır. “Bu han derbent gibi bir mahal üzerinde yapılmış eski bir bina olup fakat o civarlarda “Cinli Han” diye şöhret almış bulunmasından dahi anlaşılacağı üzere herkes tarafından metruk bir şey olduğundan kim bilir kaç seneden beri oraya insan oğlunun ayak bastığı yoktu.” (s.50) ZAMAN Hikaye Napolyon'nun imparatorluğu dönemine yani 1857'ye tekamül ediyor. “Hikâyemiz üçüncü Napolyon’un evâil-i hükûmet-i imparatorîsinde yani 1857 sene-i miladiyesinde güzar eylediğinden...” KAHRAMANLAR Josephine, on sekiz yaşında orta boylu nahif endamlı esmer çehreli karagözlü bir kızcağız olup öyle sair köylü kızlar gibi her gördüğü delikanlının yüzüne gülmez herkes ile şaka etmezdi. (s.8) Salpetre, uzun boylu geniş sadırlı iri kemikli esmer yağız karagözlü kara tüylü bir çocuktur. (s.9) Monsieur De Laroche’un nasıl birisi olduğunu da bu pasajda görüyoruz; Herifin iki yana üzerinde favori denilen uzun çanal sakalı olup eğer ki bu sakal altın sarısı gibi sarıysa da yüzünde peyda olmuş bir takım çizgileri nazaran De Laroche’un hiç olmazsa kırk beşini geçmiş bir adam olduğu anlaşılırdı. Boy upuzun vücut kocakuru! Endam bir telgraf direği gibi dimdik! Ağzındaki dişleri hem gayet küçük hem de gayet sıkı! Sedasıysa bir topçu kumandanı kadar dik ve serttir. Bu herifin suratına bakan adam ahlaklı gayet sert ve kendisi gayet inatçı bir adam olduğunu derhal anlar. (s.25) Bu hal ve tavır da bulunan adam insana yek nazarda muhabbet değil adeta havf ve dehşet ihsas eyler. Zira güldüğü zaman bile tebessümde bir letafet olmayıp hele gazaplandığı zaman iki gözleri iki cehennem olarak ateşler saçmaya başlar ki bunu gören gözlerin kamaşmasın kabil olamaz. (s.25) Papa Brasill, Köy haricinde kendisine mahsus ama daha sakin zahit bir adam olur haftada bir gün Pierie karyesi içine sadaka toplamaya gelir. Ve her ayın birinci haftasında dahi civar köylerde sadaka toplamaya hasre der ve mahsus su haliyle dahi köylerde dur ve yetim olan kadın ve kızlara muavenet yetiştirirdi. Bu vazife papazların cümlesinde vardır şu kadar ki cümlesi de bu vazifeyi suistimal ederler. Fukaraya muavenet edeceğiz diyen halktan binlerce kuruş topladıkları halde yüzlercesini bile fukaraya vermezler kendilerine “hadim-i fukara” namını verdikleri halde en zenginlerinden daha zengincesine yaşarlar. Victor hugo’nun dediği gibi fukara iane olarak halktan aldıkları pirzolaların etlerini kendileri yiyip kemiklerini fukaraya atarlar. (s.26) Bu pasajda görüldüğü üzere Papa işini layıkıyla yapmamaktadır. Papa Brasill’se köylü nazarında bu suretle telâkki olunan papazlardan değildir... Brasill’i civar köylülerin kâffesi mesîh-i sâni gibi bir surette telâkki ederek Papa Brasill’in sadaka hasılatından kendi istifadesi şöyle dursun kendi kesesinden bile fukaraya imdat eylediğini söylerler.(s.26) Bu pasajda da anlatılana göre Papa halkın gözünde mesihi derecesindedir. -Canım senin hiçbir kadına bir kıza aşık olduğun yok mudur? -İki bin beş yüz kadar kadın ve kızla muâmele-i hafiye peyda eyledim. Halbuki hiçbirisine aşık olduğum yoktur. (s.27) Bu bir itiraftır. Aslında Papa göründüğü gibi biri değildir. Yine Papa Brasill’e aferin demeli ki bir tabir veçhile karda gezmiş de izini belli etmemiş iki bin beş yüz kadın ve kızla macerası olduğu halde halka kendisini Mesih’i Sâni gibi tanıtmıştır. (s.27-28) Görünen o ki Papaz hem gerçek yüzünü saklamış hem de halkın gözünde Mesihi mertebesine layık görülmüştür. Ahmet Mithat bu üstün saklama yeteneğine aferin demekten başka bir şey bulamamıştır. Çok fazla üzerinde durulmayan son kahraman ise ilk başta karşımıza sözde "Cin" diye çıkan daha sonra gerçeğin ortaya çıkmasıyla ismini öğrendiğimiz, Pierre Sangar'dır. KAYNAK: Cinli Han; Ahmet Midhat, haz, Necat Birinci -- 2.bsk Ankara: Türk Dil Kurumu 2018
Edebiyat
Cinli HanAhmet Mithat Efendi · Türk Dil Kurumu Yayınları · 201843 okunma
·
181 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.