·264 syf.····Okunma: 14 Mayıs 2024 11:42 Kitap hakkında yorum yapmadan önce bir şey dile getirmek isterim. Benim bir takıntım var, ne kadar sürerse sürsün elimi aldığım kitabı mutlaka ve mutlaka bitirme zorunluluğu hissediyorum. Şimdiye kadar tahammül edemediğim ve yarıda bıraktığım tek kitap oldu. Onun dışında çok az sayıda kitap bana Erewhon kadar ızdırap verdi. Zor da olsa başardım ve kitabı bitirdim...
Erewhon için, Samuel Butler’ın Victoria dönemi İngiltere’sinin teknik gelişimini, dönemin aile yapısını, kilise ve hukuk kurumlarına karşı bir eleştiri olarak kaleme aldığı belirtilmiş ama bu sayılanların hiçbiri gerçek anlamda sağlam bir zemine oturtulamamış. Aynı durum Charlotte Perkins Gilman’ın Kadınlar Ülkesi adlı kitabında da vardı. Gereksiz onca detay verilirken altı doldurulması şart konular bir şekilde geçiştirilmişti...
Kitapta yalnızca makineleşmenin ilerleyen dönemlerde insanlığın başına bela olacağı yönündeki fikir güzeldi onun dışında hiçbir şey ama hiçbir şey mantıklı değildi. Burada mantıktan kastım saf gerçeklik değil onu da belirtmek isterim. Yoksa diğer türlü fantastik kitaplardan nefret ediyor olmam gerekir.
Özetle teknolojik gelişimin sonraki yıllarda insanlığı köle edecek olma düşüncesi kitabın yazıldığı döneme göre çok orijinal, şahane ama geri kalan kısım için şahsi fikrim çok kötü olduğu yönünde…
Şahane olan kısımdan bir paragrafı sizlerle paylaşmak istiyorum; ‘’En erken jeolojik dönemde ilkel bitkisel hayatın bazı formları, kendi yaşamlarının yanı sıra yeni doğmakta olan hayvansal bir hayat olduğunu düşünme gücüyle donatılmış olsalardı, hayvanlarının günün birinde gerçek birer bitki olacaklarını farz etmeleri onlar açısından çok akıllıca olmaz mıydı? Bu, makinelerin hayatı bizimkinden çok farklı olduğu için daha üstün bir hayat geliştirmelerinin mümkün olmadığını ya da mekanik hayat bizimkinden çok farklı olduğu için hayat bile olmadığını düşünmemizden daha mı yanlış olurdu?''