Kadınlar siyasi haklarını değil, insan haklarını talep ediyordu. Kadınlar topluma karışabilmeyi, değer görebilmeyi istiyordu. Bu istek şöyle ifade ediliyordu: ‘En önemli sorun kadının üretici değil, tüketici olmasıydı.’ Kadınlığı uyandırıp bilinçlendirerek, üretken hale getirmek en temel hedeflerdendi.
‘Feminizmin istediği şeyler şunlardır: Kadın, hayata kavuşacaktır. Kadın, bir erkeğin olduğu gibi bir aile kadını olabilmekle beraber, bir işçi, bir memur, bir mühendis, bir doktor, bir mebus, bir nazır olabilecektir.’
Kadın hareketi uzun çabalar gerektirmiş ve nihayetinde de Cumhuriyet ile birlikte bir sonuca ulaşabilmiş kadınlar toplumsal haklarının yanında siyasal haklarını da elde edebilmişlerdir. Sanılanın aksine kadınlar haklarını bir günde kazanmamış. Emek vermişlerdir. Tüm zorlu mücadelenin yanında elbette onların yoluna taş koymak isteyenler olmuştur. Şaşırmamak gerekir ki bunlar çoğunlukla erkek olmuştur. Erkekler kadınların evlerini ihmal edeceğini düşünüyorlardı.Bunların yanında ne yazık ki kadınların sosyal hayata karışmasından da korkuyorlardı diyebiliriz.
‘Her kadının bir kocası olabilse imiş, kadınlar hayatlarını kazanmak için erkeklerin gördükleri işleri yapmağa, erkeklere en müşkül mesaide bir rakip olmaya elbet kalkışmazlarmış (!)’
Avrupa’da eğitim görmekle ilgili ise şu düşünceler vardı: ‘ Avrupa’da öğrenim görmenin sakıncaları vardı ve bu durum çok yönlü olarak irdeleniyordu. Bu sakıncalardan biri, Avrupa’da öğrenim gören kızların, kendi seviyelerinde erkek bulamayacakları endişesiydi.’
Serpil Çakır