Maya duran İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümünde çalışmakta olan dul bir çocuklu hanımdır.Yabancı misafirlerle ilgilenmekle görevlidir . Çalıştığı yere Amerikalı Alman Maximilian Wagner isminde bir hukukçu gelir ve herşey bu şekilde başlar.Beni en çok etkileyen nadia ve Maximilian hikayesi oldu . Kitabımızın adı olan Serenad ; Maxmilian 'nın yahudi eşi nadia 'ya yaptığı ve keman ile çaldığı Serenade for Nadia, insanlığın zulüm kapasitesinin analitiği bir bestedir.Eşi yahudi olduğu için Almanya'dan Türkiye'ye İstanbul'a kaçmak zorunda kalan Max ve nadia trene bindiği süre zarfında nadia alman polisi tarafindan yakalanır . Profesör bir şekilde karısını yahudi gemisine binip gelmesini sağlar.Gemi İstanbul'a yaklaşır ve max nadia 'yı kurtarmak üzereyken gemiden inmek yasaklanır.Filistin ve Türkiye hiçbir şekilde gemiyi kabul etmez Ve profôsôr günlerce uğraştıktan sonra geminin şile'ye gittiğini görür, ardından max peşinden gider fakat kavuşmadan gemi patlar ve nadia ölür. Kitap sadece bu konular üzerine de değil , geçmiş tarihten de bahsediyor.Beni etkileyen diğer kısım ise Zülfü Livaneli oldu ,bir erkek nasıl bu şekilde bir kadın karakter yazar diye düşünmeden edemedim .Maya sanki bir kadın tarafından yazılmış gibi o kadar gerçekçi ki kendimi "Maya Duran" karekterine iyice kaptırdım.Kitap çok sürükleyici ve kapağında yazmak üzere olduğu gibi "Bütün okurları büyülüyor." Tüm okurlar'a tavsiye ederim . Abartılacak,unutulmayacak eş değeri olmayan bir kitap.
Serenad
Şeffaf damlalarla titreyen, ağır
Koncanın altında bükülmüş her sak.
Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin karanfil, yasemin zambak...