Roman deyip kurgusal olarak bakılmayacak bir eser okuyup bitirdim . Bitirdim ve son sayfasını kapatınca onca yaşanmışlıklar bu kadar içten , samimi duygular ile anlatılabilirdi.
Evin ilk oğlu yeşil gözlü Aziz ile kocaman yüreği ve omuzlarına yüklenen sorun , sıkıntılar ile onu çok iyi tanıma fırsatı buldum . Aziz ile dert ortağı , Aziz ile yüreğin sızlamasını , Aziz ile hiç yılmadan verilen mücadeleyi paylaştık. Küçüktü ama hep bir yanı eksikti baba sevgisi... Bu onun için dert değildi . Onun yüreğinde dağ gibi duran dayısı vardı . Onun bakışları ile dünyaları duyan ve anlayan bir çocukluk yaşadı .
Öğretmeni dayısı oldu , onunla birlikte ticarete atıldı . Hiç yapamam demedi ve bıkmadan , usanmadan hayat ile mücadelesini verdi uzun yıllar . Ne var ki hayat başarılı olana kadar birçok şeyi alıp götürüyor. Aziz 'in de hayatında birçok şey eksik kaldı . Oradan oraya hayat sürüklese de hedefinden hiç şaşmadı . İyi bir tüccar olacak ticaret yapacak dedesini , Güllale anasını ve garip dayısını çok rahat ettirecekti .
Birçok darbe yedi , üzüldü , kırıldı çocuk gençlik yıllarında ama kimseye ah edip , kimseye kırılmadı. Kırıldığını yıllar sonra anlayabildi .
Aziz'in yüreğini , duygularını , yaşadıklarını yazarımız içten samimi duygular ile anlatmış ki bu babasının ve Hasan dayısının gerçek hikayesi olduğunu bilin isterim . Bu durum beni daha da etkiledi . Kim kazandı , kim kaybetti bunu en güzel eserde alıntı söz ile tamamlamış yazarımız .
#alinti
" Bence yarım kalmış bir hikaye yoktur hayatta. Biz sonunu begenmediklerimizim yarım kaldığını düşünüyoruz."
Bu cümle herşeyi dile getirmiş diyerek yaşanmış duygular ile en güzel şekilde bize aks ettirilen bu eseri okuyun diyebilirim ancak .
İki Köy Bir ŞehirBerna Nalbantlar