Aurora ve Russ'ın tek gecelik ilişkilerinin ardından bir yanlış anlaşılmayla yolları ayrılıyor ve yazın ikisininde aynı yaz kampında çalışmaya başlamasıyla tekrar kesişiyor. Aşkın yasak olduğu bir yaz kampında... Aurora yaşadıgı hiçbir şeyi insanlara belli etmemeye çalışan dik durmaya çabalayan bir karakterdi. Ben çok sevdim açıkcası. Böyle neşeli bir kadın karakter okumak çok hoşuma gitti. Baskın karakter Aurora'ydı ve kesinlikle en sevdiğim şeylerden biri bu oldu kitapta. Her zaman erkek karakterin baskın olmasındansa böyle kitaplar okumak da bana inanılmaz zevk veriyor. Ben Aurora'yı Staissie'den daha çok sevdim. Russ, Aile ve özellikle baba sorunlarıyla boğuşan bir karakterdi. Bu baba sorunları kendini yetersiz hissettiriyordu. Bu yüzden çekingen bir karakterdi. Bu çekingenliği onu inanılmaz tatlı yapıyordu bence. Utanınca yanaklarının ve kulaklarının pembeleşmesi beni talan etti... İki karakterinde Aile ve özellikle baba sorunları vardı. Bu ikisinin de birbirini daha rahat bir şekilde anlamasını sağlıyordu ve bu şekilde birbirlerini tamamlıyorlardı. Çok tatlı iki karakterdiler. Özellikle beraber film izledikleri sahnede tatlılıklarına bittim. En sevdiğim sahne kesinlikle o. Kamp ortamını inanılmaz sevdim. Onlar kamptan ayrılırken benim bile içinde bir burukluk oluştu. Hokey takımıyla olan sahneleri de çok tatlıydı. İcebreaker okurken de en sevdiğim sahnelerdendi Hokey takımı sahneleri. Tam bir yaz kitabıydı. O canlılığı ve güneşi hissediyorsunuz. Kamp havası, doğa ve çocuklar gerçekten çok güzeldi. Kitabın havasını çok sevdim. Özellikle yazın kesin okumanızı öneriyorum.