·232 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Mayıs 2024 16:17 Soner Gedik | Kızıl Aura
“İyilerle kötüler arasındaki savaşı bir kez de iyiler kazansındı!”
Sanat tutkunu ve bilgisayar programcısı Osiris, gözü kara anti kapitalist Lili. Genç ve dinamik bir ikili. Tek amaçları ise daha adil daha iyi bir dünya hayali…
Hepimizin hayalidir bu değil mi?
Bir bilgisayar oyunu kurulur ve bu oyun çok fazla rağbet görmeye başlar. Erişime kapatılana kadar tabi. Oyunda insanlar dört bölüme ayrılıyor:
Siyah Aura; Kötülük
Beyaz Aura; İyilik
Gri Aura; Tehlikeli
Kızıl Aura; Kötülerle savaşan, zeki ve cesur.
Bu dört aura kategorisine göre insanları sınıflandıran, hangi insanın hangi kategoride yer aldığını ölçen bir oyun.
Aura renginize göre hayatta kalmak ya da ölmek… Bir bilgisayar oyununa göre seçilen kişiler, yine bir bilgisayar programı üzerinden öldürülür. Ölenlerin aniden kül olup kayboldukları duyulur. Dünyanın farklı yerlerinde gerçekleşen bu olay kısa zamanda her yerde duyulur. Olayların gerçekleştiği yerden kilometrelerce uzaktadır bu ikili.
Siyah auralıları yok edip, sadece iyilerle dolu bir ütopya hayali onları bu yola çıkartan. Ama ne yazık ki hiçbir şey düşündükleri gibi olmaz. Bir program da olsa ortada, onu yönetenler insandır. İnsancıl duygular zamanla ele geçirir onları. Aşk, hırs, öfke… Zamanla aşk nefrete, ütopya ise distopyaya dönüşür.
Yazarın kalemini o kadar sevdim ki, kitabı okurken kendimi adeta içerisinde buldum olayların. Olay örgüsünü çok güzel ele almış, zekice anlatmış. Osiris ve Lili’nin tanışma hikayelerinden, oyunun kurulması ve uygulamaya koyulmasından tutun da son ana kadar o maceranın içinde yer aldım. Karakterlerle birlikte o ütopyayı da , o ütopyanın distopyaya nasıl dönüştüğünü de ve o aşkla başlayan şeyi nefretin nasıl ele geçirdiğini de hissettim okurken.
Yazarımız bu kitabında nefes kesici bir macera eşliğinde kötülük, iyilik, ütopya kavramlarını tartışıyor ve okuru her ütopyanın distopyaya dönüştüğü o kadersel ana götürüyor.
Türünü seviyorsanız, mutlaka şans verin derim. Keyifle okuyacaksınız.