Puan vermedi·147 syf.····Okunma: 09 Mayıs 2024 13:24 Mustafa Güzelgöz.. Namı diğer "Eşekli Kütüphaneci" Bozkırın güzel yürekli insanı, cehaletle savaşın en masum örneği..
Kitabın konusuna gelmeden önce bir hatırlatma kitaba olan hayranlığımdan kaynaklı bol spoi içeriyor. Bilginize:) Gelelim konusunaYunanistan'ın Larisa şehrinden yola çıkan Dimitrios, Ürgüp'e doğru yolculuğu başlamıştır. Burada daha önce zorla göç ettirilen büyükbabası ve büyükannesi yaşamışlardır bir süre. Ardından Mustafa Güzelgöz'ün oğlu Aziz ile karşılaşırlar. Birkaç hoş beş ettikten sonra birbirlerine kanı kaynar ve ardından ailesiyle de tanışarak evlerine konuk olur. Ardından kitapta Dimitrios'un ağzından hikaye ve konuşmalar anlatılır. Mustafa amcanın asıl hikayesi de zaten burdan itibaren başlar. Kendisi bir cumhuriyet çocuğu ve bu yüzden kitap okumaya, eğitime özellikle kadınların ve çocukların eğitimine daha çok önem ve özen göstermektedir. Mustafa Güzelgöz'ün futbola olan ilgi ve yeteneğinden ötürü dönemin kaymakamı kendisini gençlere antrenörlük yapmasını isteyerek karşılığında Tahsin Ağa kütüphanesindeki boşalan kadroya atamıştır. Sonra bir gün köy meydanında buğday ayıklama makinesinin açılışı yapılırken birçok önemli konuk gelmiştir, bunlar: Ziraatçı, mühendis vs. Her birine saygı gösterilerek sandalyeleri birer birer altlarına çekilirken bizim eşekli kütüphaneci bir sandalyeyi başka biriyle paylaşarak oturmuştur. Bu olayın ardından adam yerine konulmamak onun çok zoruna giderek, demek ki adam yerine konulmak için hizmet etmek gerek diye düşünüp karar vermiştir. Böylelikle o zamanın zor şartlarında bir eşeğin sırtına kitapları koymak için bir sandık yaptırır. Ardından 1 köy, 2 köy, 3 köy derken insanlara kitap sevgisini aşılamak için durmadan çalışır. Hatta köylülerin ürünlerini değerlendirebilmeleri için kooperatif bile açılmasına öncülük ve başkanlık eder. Böylelikle namı de büyümektedir ulaştığı insan sayısı da artmaktadır. Kadınlar kütüphaneye gelebilsinler diye dikiş makineleri getirtir. Çünkü Eşekli Kütüphaneci için önemli olan insanların buraya gelip giderek ayağının alışmasıdır. Erkekler tabi ki yine kadınların işi gücü olduğunu vs. Söyleyerek hoş karşılamazlar. Kadınlar da erkeklerden çekindikleri için gelemezler. Buna da çözüm bulur. Haftada belli günler sadece kadınlar gelecektir. Asla hiçbir engele boyun eğmez.Sonraları her şey yolunda giderken hiç şaşırmatacağınız üzere ülkemizde hiçbir başarınız cezasız kalmadığını görürüz. Eşekli kütüphaneci yetkisi dışında işlerle uğraşmaktadır ve hakkı dışında para yemektedir vs. Sebeplerden yazı gelerek görevinden istifa eder. Hikayesi ve Mustafa Güzelgöz'ün bu uğraşı ve emeğini daha çok yazılıp konuşulmaya değer olduğunu düşünüyorum. Kendisi yaşadığı yere ve ülkemiz adına bence çok takdir edilecek bir iş yapmıştır kendi çabası ve günün koşullarına rağmen. Okuyup bitirdikten sonra YouTube'daki çekilen röportajını izledim. Gerçekten çok duygulandım ve hayran kaldım. Fakir Baykurt hikayeyi çok akıcı ve anlaşılır şekilde anlatmış. Okumayanlara mutlaka okumasını tavsiye ederim. Ben ne kadar geç keşfedip okusam da enlerim arasına girdi. :)