·124 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Haziran 2024 22:10 Ödüllere, yarışmalara ve onların söz temsili, düzenli sel baskınlarıyla çeri çöpü önümüze getirişine pek aldırış etmem ama kimi zaman o çerin çöpün arasından hiç de üvez sesli olmayan öyle gür sesli öyküler çıkıyor ki, kaybolmuş kentin eskicisi gibi kendimi bir anda sevinir buluyorum. İşte Barış Özarıkça'nın Hay'ı da öyle gür ve tok bir ses. Handiyse altmış yıldır kendi yazı hususiyetiyle eserler üretmiş, kıyıda köşede yaşamayı tercih etmiş, anlaşılamamanın huzurunu ve huzursuzluğunu yaşamış bir yazar. Atay benizli, avangard, sürreal ögeli, postmodern diyebiliriz.
İlk romanı Ters Adam 1986' da, Sera'da Aşk 1991'de, Seks Aşkı Öper 1992'de ve uzun bir aradan sonra da Gülnuş, Kaçkınlar Kahvehanesi ve Rüya Galerisi'ni matbu dolaşıma sokmuş. Bu eserlerine henüz sahip olmadığımdan, kendileri hakkında pek yorum üretemeyeceğim ama okuduğum ilk kitabı Hay'dan mütevellit şu kısa detaylarla ilgilendiğimi söyleyebilirim:
Türkçeyi çok güzel kullanıyor, öykülerinde öteki olmağa durmuş karakterleri hem modern yaşamın getirdikleri nezdinde hem de kendi içsel buhranları vesilesiyle konuşturup okuyucuyu felsefi çıkarımlar yapmağa zorluyor. Kimi karakterlerdeki duygu kırılımları yer yer sürreal ögelerle beslenip, söz konusu karakterlerin içedönük aydınlanmalariyle öyküleri daha da giriftleştiriyor ve öykü içinde öykü kuruyor. Özarıkça, demem o ki öykülerinde kendi düşsel ya da yarı düşsel anti-kahramanlarını yaşam döngüsünün içine sokup onları yaşamasız ya da çok yaşamış kılıyor. Oldukça avangard, öykü öncüllerine bakarak öykü konusunun kimi öykülerde nereye evrileceğini kestiremiyorsunuz. Bu da okuma güdüsünü hep güncel tutuyor.
Hani derler ya: " Anlat desen, anlatamam"
Okunması gerekiyor. Öyle güzel işlengi.
Başlamadan önce, yazar ve külliyatı hakkında daha çok bilgi sahibi olmak için, Necatigil'in Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü(1995) kitabına başvurmak lazım belki de...
Keyifli okumalar.