Hayatın anlamından söz açılınca, Victor Frankl’ı anmamak haksızlık olur. V. Frankl’a göre,
“...kişinin yaşamda bir anlama ulaşmasının üç temel yolu vardır. Bunlardan ilki bir eser yaratmak ya da bir iş yapmaktır. İkincisi bir şey yaşamak ya bir insanla etkileşmektir; başka bir deyişle sadece işte değil, ayrıca sevgide de anlam bulunabilir. ..Ancak en önemlisi yaşamdaki anlama giden üçüncü yoldur: Değiştiremeyeceği bir kaderle yüz yüze gelen umutsuz bir durumun çaresiz kurbanı bile kendini aşabilir, kendi ötesine gelişebilir ve böylece kendini değiştirebilir”. (W. Frankl, İnsanın Anlam Arayışı, 133-134)
Gerçekten de, hayatın anlamlı olduğunun farkına vardığımız en önemli anlardan birisi, yaratıcı yeteneklerimizin bir şekilde etkin olduğunu, işe yaradığını, ortaya “başarı” diye isimlendirebileceğimiz bir sonuç çıktığını gördüğümüz anlardır. Bunun adı Kur’an’ın ifadesiyle “salih amel/iyi işler”dir. Bu bir makale olabilir; bir resim olabilir; çiçeklerle dolu bir bahçe olabilir... Sevgiyle pişirilen, sevilenlerle birlikte yenilen bir yemek olabilir. Diktiği elbise, müşterisi tarafından beğenilen terzinin keyfine diyecek yoktur. Bilim adamı, ömrünü adadığı bir gerçeği “anlaşılır, açıklanabilir” hale getirdiğinde, omuzlarına çöken asırların yorgunluğundan birdenbire kurtulduğunu hisseder; “buldum, buldum” diyerek sokaklara fırlayabilir. İnsan, kendi varlığının farkına varıp, insan olmanın başlı başına bir değer olduğunu farkettiği andan itibaren, anlam arayışı yolculuğuna ilk adımını atmış olur.
Sayfa 24 - Fecr Yayınları, 1. Baskı, Kasım 2023·Kitabı okudu