Puan vermedi·192 syf.····Okunma: 07 Haziran 2024 02:47 Bir entelektüelin yaşama sancısını konu edindiğini düşünüyorum. Hayatın hep en önemli noktaları vardır . Bazen umut olmazsa olmaz bazen huzur bazen sağlık bazen mutluluk hayatın enleridir. Bunların hiçbiri yanlış değildir, bilakis kişilere göre gereklidir. kitaptaki hayatın enleri de tutulabilecek bir dal, mücadele gerektirecek bir amaçtır. Farklı bir perspektif olmayacak belki ama kitap mücadelesizliğin beraberinde aylaklığı getirip, sürekli bilinçli ve düşünmek dışında hiç bir derdi olmayan insanın arayışını ve aradığını hiçbir zaman bulamayışını gösteriyor. Çünkü aslında hiçbir şeyi aramıyor.
Schopenhauer dediği gibi
" huzuru kendimizde bulmamız çok zordur ama başka yerde bulmamız imkansızdır."
Örneğin;
Kadının çocuk gibi sık sık burnunu çekişi onu daha kadınlaştırıyor, hoşuna gidiyordu. Üç gün sürdü. Sık sık burnunu çekiyor diye kadını bıraktı. (Ss-50)
Herkesleşmeyi ve sürekliliği red eden bir baş karaktere sahibiz kitabın ismi gibi " aylak adam"
Düşünceleri nereye çekmek isterse oraya gider.
Çok yönlü olan bir roman olduğu için lafı uzatmak istemiyorum istediğiniz şekilde yorum yapmanızı sağlıyor.
Çok beğendiğim bir eser oldu.
İyi okumalar.