Gönderi

8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 57. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2024 21:10
Nedense bu kitabı okurken ‘İstanbul’un orta yeri sinema’ lafı geldi aklıma. Çünkü öykümüz, İstanbul’un her biri birbirinden ayrı ve kendine has güzelliklerle dolu renklerinden birinin mekanlarında geçiyordu. Hali vakti yerinde, boyu posu endamı da ona keza, annesinin tek oğlu ve bana göre hafif uçuk kaçık İrfan Bey’in, arkadaşıyla gezerken bir tesadüf eseri çingene müziğini keşfetmesi ile başladı macera. Müziği mi, söyleyeni mi? Orası da birbirine girdi ya öykü ilerledikçe. Gizlice dinlediği ninni nedeniyle peşine düştüğü dul Nazlı’nın izinden giderken, İstanbul’un çeşitli yerlerindeki çingenelerle tanıştırıyor, Çingene toplumu hakkında (adetleri, dilleri, yaşam şekilleri, inançları ve benzeri) pek çok şeyi öğretiyordu kendisiyle birlikte okura da. Bu arayışa öyle bir tutunuyordu ki, arkadaşlarını bile gözü görmüyordu İrfan Bey’in. Arka planda çingenelerle ilgili yeni şeyler öğrenirken, İrfan’ın merakla başlayan, zamanla da arkadaşlarını bile gözden çıkaracak kadar tutkuya dönüşen arayışının sonunda nasıl bir dramaya evrildiğini okuduk asıl öyküde. Hem öykünün içindeki çingene kültürü ile ilgili bilgiler, hem de İrfan’ın macerası güzeldi bence. Gavur Etem, Nazlı, Gülizar, Emine kültürlerini oldukça güzel temsil eden karakterlerdi ve bu nedenle onları okumak da hoşuma gitti. Dökümanter bir romandı kısacası. Hatta kitabın sonunda kitapta bahsedilen kişi ve yerlerle ilgili daha önce yayınlanmış fotoğraflar bile vardı. Bir de öykünün içinde çingene karakterler tarafından yazılan mektuplar vardı ki, her ne kadar niyetler farklı olsa da kullanılan dil, ifade şekilleri de hoşuma gitti şahsen. Sözün özü, okuru farklı ve renkli bir dünyaya sokan bu kitabı Türk Edebiyatı ve Çingene kültürü okumak isteyenlerin seveceğini düşünüyor, keyifli okumalar diliyorum hepinize. Kitaplarla kalın.
ÇingenelerOsman Cemal Kaygılı · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025552 okunma
·
141 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.