Gönderi

10/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2024 18:01
Türk edebiyatında en azından kendi alanı için Türkiye için fazla olan bir roman. Gerek kurgu, kurgusunun mimarisinde barındırdığı fiziksel öğeler gerek okunabilirliğinin zevki, gerekse de karakterler olarak ama her şeyden önce de başta Kâhin olarak. Aslında Amerikalı olmayan yazarların bu tarz romanlarda Amerika’da geçen romanlar yazıyor olmaları ve bunları da bir okur olarak okuyor olmak pek hoşuma gitmiyor. Bana Amerikan “Thriller” tarzında olan hatta “Bestseller” kitaplarının özentisi gibi geliyor maalesef. Kendi ülkeleri için bu güzel kurgularını uygulayabilmeleri lazım diye düşünüyorum. Bunun için de Grange ve Ahmet Ümit’in güncel polisiye edebiyatında bende yeri her daim bir başkadır. Günay Gafur ise bu durumu benim için kabul edilebilir bir şekilde yansıtmış romanına. Kâhin’i okumaya başladığımda bu durumdan dolayı içimde hoşnutsuzluklar oluşmaya başlıyordu ki ana kahramanlardan birinin Türk kökenli olması, Türkiye’nin konusunun geçmesi ve tabii ki de şiir ve Can Yücel ile beraber olmazsa olmazlarımızdan Türk kahvesi ile Türkiye’ye yolculuklar olması kitabı bu durumun dışında tutmuş diyebilirim. Karakterimizin herhangi bir sebepten dolayı Amerika’ya göç etmesi ve bunların devamında olayların gelişmesi, karakterlerin ise sadece Hans, Sam, Toni, Coni, Herkel, Frank ve alayı birden olmaması kitabı beğenmemdeki büyük bir etkenlerden biridir. Romanın konusuna gelir isek alanındaki birçok romana göre normal olarak içinde benzerlikler gösterirken ama buna rağmen de en azından benim okuduklarım içinde birçok farklılıklar, kendine has özellikler göstererek farkındalığını da oluşturabiliyor. Kehanetlerin olduğu ve bunların bilindiği ve yine bu kehanetlere göre olayların yaşandığı bir kurgusu ile katili de farklı şekilde bir katil olduğu için kendine benzer romanlardan sıyrılmakta Kâhin. Evet, sürekli benzer romanlar diyorum çünkü bu benzerleri de genel olarak ülkemizde değil, ilk parafta da dediğim gibi Amerika edebiyatında olan eserler. Polisiye roman olarak geçiyor Kâhin, gerçi benim için seri katil romanlarının polisiye edebiyat içinde gösterilmeleri tartışma konusu iken işte gelin görün ki Kâhin de içinde barındırdığı birçok unsur ile hem polisiye içine hem de polisiye dışına çıkıyor ki bunu da tartışmak ya da düşünmemek elde de olmuyor; ama şunu da demem lazım ki benim için polisiye roman Gülün Adı romanında da söylediğim gibi ( #21216016 ) tek bir cinayetin etrafında dönen, tüm delil ve ipuçlarının okura verildiği, okur ile beraber dedektifin de bunları araştırıp bulmaya çalıştığı yani yazarın okurdan hiçbir şey saklamayıp dedektifin de sonunda süper sivri zekası ile kafasında ampul yanmayıp (bu ampul siyasi değildi) olayı ya da olayları çözmeyeceği romanlardır. Bu dediklerim de genel olarak yine polisiye olmayan ama polisiye romanı olarak ülkemizde görülen Harlan Coben romanlarında da bolca vardır. Gerçi hadi onun romanlarında da akla hayale gelmeyecek ters köşe finaller esas amaç olduğu için bu bakımdan da kabul ediyorum. Kâhin ilk sayfasından kendini içine çeken, kolay ve akıcı şekilde okunan, ana kahramanımız ve olayları kendisinin ağzından dinlediğimiz küçük ve güzel dedektifimiz olan ve genç bir kadın olarak da bana son derece çekici gelen Veronica’nın iş hayatında aldığı ya da cezalandırıldığı bir atama ile başlıyor. Veronica aslında bir dedektif değil gazetecidir ama tonton amcamızın da kendisine sürekli olarak “Küçük dedektif” ve “Güzel dedektif” ifadelerini kullanması maalesef bir yandan sonra sıkıcı gelmekte, yer yer o anki olayın bütünlüğünü bozmakta hatta Veronica’yı da kıskandırmakta. Devran bu sözüm sana gelsin başta. Neyse bu durumlar kitabın güzelliğini hiçbir şekilde azaltmıyor. Ek olarak da okuduktan sonra Stephen King’ten Enstitü romanını okur iseniz güzel bir ikileme yapmış, güzel bir farklı bakış oluşturmuş olabilirsiniz diye düşünüyorum. Günay Gafur’un yine de hatırı sayılır bir okuru olsa da bana göre ülkemizde hak ettiği değeri görmediğini düşündüğüm bir yazar. Bu güzel romanın daha çok okunmuş olmasını ve Gafur’un da daha çok tanınmış olmasını isterdim; ama Kâhin romanından ilk haberim olduğu zaman 2017 olup ve daha anca şimdi okuduğum zamana bakar isem de o zamana göre daha çok okunduğunu ve Gafur’un da daha çok tanındığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu durumun da şöyle bir güzelliği var ki bana göre Günay Gafur’u daha kaliteli okurlar okuyor. Tabii şöyle bir durum da var ki her ne kadar son yıllarda ülkemizde kitap okunma sayısının artıyor olduğu bir gerçek olsa da, bu artışın içinde Wattpad ya da Grinin Elli Tonu ve benzerleri gibi bol seksli ve cinselliği olan çerez romanlar da olsa ikinci kitabı ile 750 sayfalık bir roman yazmış olmak birçok roman okurunun gözünü korkutması bakımından da büyük bir risktir. Böyle riske karşı tanınmış, okunmuş ve beğenilmiş bir roman Kâhin. İşte bunun için de kaliteli okurlar sayesinde Sayın Gafur’un hatırı sayılır güzel bir okuyucu kitlesine ulaştığını söyleyebilirim. Roman içinde de maalesef birçok yazım hatası mevcuttu. Bunların yazar tarafından değil de baskı hatası olduğunu düşünüyorum. Mesela kitap boyunca maalesef sürekli olarak “bugün” kelimesi “bu gün” olarak yazılmış. İlk baskıda da bu durum vardı da düzeltilmedi mi yoksa ikinci baskıya özgü bir hata mı bilemiyorum. Bununla beraber benzer birkaç kelimede daha bu tarz hatalar vardı. Kitaba olacak eleştirim ise maalesef özellikle kitabın sonlarına doğru kitap içinde gelişen olaylar çok fazla özet halinde tekrar ediliyor, bu da bu sayfalarda okuma süresini yavaşlatıyor. Hem anlatıcımız tekrar ediyor, hem de karşılıklı konuşan karakterler tekrar ediyor hem de Veronica anlatmanın haricinde iç sesi ile konuşurken de tekrar ediyor. Keşke bu kısımlar bu derece olmasıydı da sonundaki final kısımları bir nebze daha kısa tutulsaymış diyorum. Final kısımlarında maalesef atılan her adım, yapılan her bir bakış ya da akla gelen her bir düşünceyi okumak hoşuma gitmiyor. Bunlardan ziyade finalin kendisine ve olaya daha çok odaklanmak istediğim için bu durumlar hem okuma durumumu yavaşlatıyor hem de kopukluk sağlıyor. Eleştiriyorum ama sanmayın ki bunlar Kâhin’den alacağınız okuma kalitesinin zevkini köreltsin, yeni bir yazar ile tanışmanızdan alacağınız hazzı azaltsın. Şunu da söylemek isterim ki maalesef günümüz imkanlarında ya da teknolojisinde kehanetlere çok rahat açıklama yapılabiliniyor ve kesin ip var mantığında tutarlı ya da tutarsız söylemler olabiliyor. Bu da kitaba değil de kitabı oluşturan kehanet olgusuna bir eleştiri olsun.
KahinGünay Gafur · Fantastik Kitap · 2020263 okunma
··
814 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ben bu kadar uzun inceleme yazamam keşke yazabilsem ama okuyan cahilim işte sadece o an ki heyecanımı paylaşmayı severim biraz çocukça :) ... İncelemeniz de kitap kadar lezzetliydi teşekkür ederim.
Uğur
Gönderi Sahibi
Estağfurullah, merak ve yazma isteği diyelim sadece. Kitabın verdiği etkiye göre bazen uzun bazen de kısa olabiliyor yazdıklarım. Teşekkür ederim yorumunuz için, keyifli okumalar.