·166 syf.····Okunma: 10 Haziran 2024 17:47 Yusuf el-Karadâvî'nin 1998 yılında ümmete seslenerek artık uyanın Kudüs için Mescidi Aksa için tehlike çanları çalıyor demesinin üzerinden tamı tamına 26 sene geçmiş bulunuyor.
O bıçak boğazı kesti, biçti..
O siren kulakları sağır ederken, gözlere de perde çekti herhalde.
Zira olup olabileceğini tasavvur ettikleri senaryolar hayat buldu ve seyirci koltuğunda da uyanması beklenen müslümanlar oturuyor.
Biz bu günlerin dehşetinin tam idrakinde değiliz. İçimiz yanıyor, kıvranıyoruz, huzurumuz kalmadı ama yeterli mi bu?
Her an bu yangının, bu facianın belasını bulacakmış gibi dünya.
Yengem dünkü gök gürültüsü ve şimşeği duydun mu sanki Filistinin ahı başımıza gökten düşecekmiş gibi ürperdim derken belki de bir çoğumuzun sızlayan vicdanını tarif ediyordu.
Kudüs'ün dinimizdeki yerini az çok hepimiz biliyoruz. Resulullah (s.a.v) Mekke'den de Miraç yolculuğuna çıkabilirdi. Ama bu kutsal şehre uğramak murad edilen bir işti.
Habibullah “(İbadet maksadıyla) sefer ancak üç mescide yapılır. Bunlar Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ ve benim şu mescidimdir” derken kıymetini, değerini dünyanın sonuna kadar gelecek olan ümmetine bildirmiş olmadı mı?
Kudüs dememiz için, yanmamız için pek çok sebep sayılabilir elbet.
Ama bu kıymetlerin hiçbirini kabul etmeyen insanların bile şuan yaşanan zulme sessiz kalamayıp avaz avaz "bu zulmü durdurun" diyerek meydanlara koştuğuna da şahit olduk.
Artık bu dava öyle bir noktaya geldi ki bütün renkler belli oldu..
Bu eser bu şehrin Allah indinde kıymetini, orda cereyan eden önemli meseleleri detaylıca açıklıyor.
Resûlullah'ın burayı koruyun, düşman eline esir düşmemesi için uğrunda cihat edin buyurduğuna da dikkati güzelce çektiriyor.
Yahudiler çok eskilere dayanan Kudüs planını uygularken Arap ve Müslümanların içinde oldukları aptallık mı, iman zafiyeti mi adını koyamadığım halini gözler önüne seriyor.
Bu çok acı bir tablo.
Planlar bir bir uygulandı.
Özgürlük alındı, yerine kendi topraklarında esaret verildi insanlara.
Bununla yetinilmedi soykırıma girişildi..
Bu günlere şahit olmak bizim imtihanımızmış..
Rabbim kurtuluşuna da şahit kılsın bizleri.
Önce layıkıyla tanımak gerekiyor. Tanıyınca idrakine varabileceğiz..
Pek çok yönüyle bu konuyu ele alıyor yazar. Yahudilerin gerçek yüzünü hem Kur'an-ı Kerimden, hem kendi kitapları tevrattan, hemde tarih sahnesinde gösterdikleri örneklerle sunuyor bizlere. İçinde bulunduğumuz bu durumun sebepleri üstünden tam yerinde bir özeleştiri imkanı da sunuyor bize bu eser.
Ustaca bir kalem ve bilinmesi gereken hakikatler..
Tavsiye olunur.