Puan vermedi·40 syf.····Okunma: 27 Eylül 2017 17:48 "Benim Adım Feridun" Tanıştığıma memnun oldum Feridun ben de bilmem kimlerden, bilmem kim. Sahi sormayı unuttum senin adın mı Feridun yoksa hobi olarak sana Feridun mu derler. Bilmek gerek çünkü sonra bir diyorlar benim ismim o değil diye, donup kalıyoruz. Tabi böyle diyerek başlamadım kitaba, gayet düz bir şekilde adamın adının Feridun olduğunu kabul ettim. Sonra zaten kitabın ilk cümlesi karşıma çıktı hiç sorgulamadım. Kitapların ilk cümlesinin sizi etkilemesi haksızlıktır diye düşünürüm. İlk cümleleri muazzam olup sonrası vasat olduğu halde çok kitabı bitirdim ama şükür ki bu öyle değildi. İdefix'ten hediye olarak gelmese okumayacağım bu kitabı iyi ki de okumuşum dedim.
Feridun, aşk acısı çekiyor. Önce bunu bir söyleyelim, -bu sıralarda da karşıma hep böyleleri çıkıyor ya inatmışçasına- daha sonra işte malum her ayrılmış insan gibi yalnız ama biraz daha yoksun gibi. Yalnızsın ama bilerek yalnızsın, bu bildiğiniz aslında yoksun ve mahrum olma duygusu. Hayatın içine karışsanız yalnızlığınız geçecekse bunun adına yalnızlık diyemeyiz çünkü. Hadi hep birlikte söyleyin; "kalabalıklar içinde de yalnızdır insan." diye ama o da başka işte. O da bu kategoriye girmiyor. Neyse biz Feridundayız. Feridun bize kişiliğini anlatmaya hiç yeltenmiyor, direkt acılardan giriyor. Zaten kitabın filminde de Halil Sezai oynuyor. Şaşırdık mı? Tabii ki hayır. İşte acılar falan derken, beyimiz diyor ki en iyisi Erdek'e gideyim, kaçayım buralardan. Sonra Erdek'te de işin en doğrusunun düğüne gitmek olduğuna karar veriyoruz. İşte orada "tanıştığı" akrabalarıyla Feridun'un kim olduğunu öğreniyoruz.
Feridun nedir, kimdir, nereden gelmiştir, ne iş yapar, gerçekten aşk acısı çekmiş midir? Ya da en önemli soru Feridun, Feridun mu?