Hem fedakâr hem bencil olabilir miyiz? Eğer bu iki durumu tek bir kişiye gösterecek olsak birbine zıt olan bu iki duyguyu aynı anda aynı kişiye besleyemeyiz fakat farklı kişilere besleyebiliriz. Yani birine bencilken diğerine fedakâr olabiliriz. Tezatlar kraliçesi Henriette.. Kocasına ve çocuklarına fedakârken, sevdiği insana bi o kadar bencil. Mutsuz bir evliliği olmasına rağmen kocasına ihanet edememekle; sevdiği adamı iterken, aynı zamanda onu çekme isteği arasında sıkışıp kalan, sadece doğrular üzerine bir yaşam sürdürmek için kendini heder eden bir kadın. Aşk, sevmek, sevilmek; sorumlulukları ve erdemleri varken bunları yaşamak uygun değildir onun için. Kendi gibi olmayan, aşkını da sevgisini de kendi arzularına göre yaşayan, kendine sınırlar çizip onun içine hapsetmeyen Dudley’i bu yüzden kıskanır. Ama sosyal statüsü gereği hiçbir zaman böyle biri olamayacağını da bilir. İçindeki duygusal karmaşası; anneliği, eş’liği, evin hanımlığı ve konteslik rolleri arasında boğulan ve olması gerekenler için olmasını istediklerini feda eder ve bu karmaşayı daha fazla dayanamaz.
Ve Felix, aşkının peşine düşüp vadi vadi zambağını arayan körpe bir delikanlı.. Bir kadında; aşkı ve sevgiyi keşfetmiş, ona ulaşamamayı, arzuyu, bilgeliği, asilliği onda bulmuştur… Sevgisine karşılık bir oğul gibi sevildiği idda edilmiş. Oğul gibi sevildiğini söylerken ömrünün sonuna kadar onu sevmesi, beklemesi, sadakatlı davranması istenmiş her fırsatta ona farklı duygular beslemediğini ifade edip en sonunda sevdiği adamın sevgisini kendi kızına yönlendirmeye çalışma bencilliği ile karşılaşmıştır. Aşkı bulmuş fakat keşfettiği derin sevgiyi aşık olduğu kadınlarda arama hatasına düşmüştür. Gerçekleşmesi mümkün olmayan sevgisine sadakatsizlik yaftası ile yargılanıp üstüne vicdan azabıyla hayatına devam etmek zorunda bırakılmış, kontesten sonraki ilişiklerinde kontes hep ister istemez ilişkilerin içinde bulunan üçüncü şahıs olmuştur. Felix ondan kopamamış, hayatına yön veren dersleri kontesten alsa bile kontesin varlığı her zaman hayatına daha kötü yön vermiştir. Sadık olma ikilemleri, fedakâr aşık rolleri, konta iyi bir arkadaş olma çabası ve tüm bunların içinde iş hayatı..Tek istediği kontese biraz daha yakın olmak, onun yakınında nefes alıp vermek.
Henriette’nin kocası Mortsauf ise her şeyin farkında olup, olması gerekenlerin işleyişindeki herhangi bir aksamanın olmayışı onun için yeterli olan, duygusuzluğu ve kendini her şeyin merkezine koyan hasta, egoist, bencil kişiliğiyle öne çıkan bir karakterdir. Yetersiz kişiliğini kontes ile örtmektedir.
Birçok karakterin analizini, karakter ve yaşanılan dönem ilintisini işleyişi, betimlemelerin mükemmelliği, kelimelerin paragraflarda dans edişi ve kitap okuma hazzını en üst düzeyde yaşatan muazzam bir kitap. Böyle bir romantizm, böyle bir yazış.. Kelimelerin ustaca kullanıldığı, okurken beni eriten, keyifle okuduğum bir kitap oldu. Eli öpülesi Balzac’a saygılarımı sunuyorum.