Fenni Sihirler üçlemesinin son okuduğum kitabı #hatırla biter bitmez buraya koştum. Kitaba dair aklımdakileri hemen yazma çoşkusuyla, böylesine katmanlı bir kitap nasıl anlatılır ki sorusundaki telaş birbirine karıştı.
Güzelsoy külliyatına göz diktiğim bu yılda, yine kurguda zirveyi yaşatan bir kitap okumuş oldum.
Büyülü gerçekçilik ve bilim kurgunun muhteşem bir şekilde harmanlandığı bir anlatı.
Sekiz yüzyıllık bir serüvene konuk oluyoruz. El-Cezeri'nin makinelerinden, günümüze uzanan, bir büyülü dünya.
Kitaba alın yazısı olmayan Cibeş İso ile başlıyoruz. Kendi alın yazısını kendi yazıyor. Sonra Suzan var. Korku tünelini merak eden bir kız Suzan. Acıyla yoğrulmuş hayatının içinde "Korku tüneli başkasının acısından geçmekmiş" diyebilen bir yürek. Sokaklarda özgürce dans etmeyi istiyor Suzan.
"Evet, diyor Hatırla. Çünkü sokaklarda dans edilmediği zaman orada kan akıyor"
Samet ile devam ediyor yolumuz. Samet ile Suzan bize aşkı öğretiyor.
Zakir, Vali, Kedi Şulbu derken her sayfasında ayrı bir hikaye bizi karşılıyor. Sonraki sayfada ne olacağının rengini asla vermeyen, soluksuz bir hikaye.
Ve cümlelerin güzelliğine, yine vuruldum
"Bazı şeyleri hatırlamakla, bazılarını ise unutmakla ayakta kalabiliyoruz galiba."
"Dünyanın en güzel hissedişi ümit değil, ümide ihtiyaç duyulmayacak halde olmaktır."
"Bir gün öleceğimi kabul etmekte hiç zorlanmadım. Benim kabul edemediğim yaşamakta olduğumdu."
"Söz, bazen bir matem evinde çınlayan kahkahalar kadar ayıptır. Susmakla anlatamayacağın hiçbir şey konuşmaya değmez öyle zamanlarda."
Yazarına "Dünyayı anlat" demişler de bu kitabı kaleme almış bence. Öyle bir hisle okudum. Kitabın başında yer alan, Aysel Gürel'in sözü gibi:
"İnanır o sınırda
Dünyanın bittiğine"
Durdum düşündüm sonra, belki de her şey bir sınırdan ibaret, hatırla...