·304 syf.····Okunma: 17 Haziran 2024 18:25 Selamlar ben leyla
Bomboş bir kitaptı. Yazar, Luca’yı İbrahim Tatlıses’in doğduğu mağarada yazmış. Bu kadar geri kalmışlığın başka bir açıklaması olamaz. Luca’nın düşünce yapısı o kadar sığdı ki karakterin yaptı her şey ortamda sırıtıyordu. Okurken sürekli ‘ne alaka yani şimdi?’ Diyorsunuz. Bunlardan biri: Ari sevişmek istemediği için kızı aldatması ve sonrasında “Seninle sevişmeme izin vermiyorsan başka ne yapabilirdim? Kuruyayım mı?” tarzı insanlıktan uzak cevabı, o an kalemini kırdırttı. Ve tabi bir de 15 yaşından beri üç dört kez gördüğü kıza düğün günü öncesi gelip doğum kontrol hapı vermesi oldu benim için. Kızın giydiği kıyafete karışıp ben “new york caposuyum” diye zırlaması da ayrı mevzu. Bu ne özgüvensizlik lale…. Biz Dante Salvatore’den böyle görmedik.
Spoiler veriyorum ki yanlışlıkla falan okumayın. Ari çok kukla bir karakterdi, kendine ait düşünceleri ve tutkuları yok gibi. Ancak 15 yaşında daha çocuk diyebileceğim yaşlarımda babam tarafından benden 5 yaş büyük birisine ‘satılsam’ benimde tutkularım ve hayallerim olmazdı. Kukla gibi oradan oraya savrulurdum. Yazarın Ari’ye karşı biraz daha şefkatli davranmasını beklerdim. Ancak günün sonunda kendimizi Luca’nın toksikliklerini affetmek için bahaneler ararken buluyoruz. Ari, Luca’dan daha iyisini hak ediyordu. Gerçek sevgi onun da hakkıydı. Ari’nin gelişimini ve Luca’yı köpeği yaptığı kısımları okumayı çok isterdim.
Ari’nin kardeşi Gianna kızımızın tam tersi. (Kitapta ana karakterler hariç tüm karakterler merak uyandırıcıydı bu arada)Ari’den ondan 10 kilo daha fazla yürek var onda. Matteo ve Gianna’nın öyküsünü çok merak ediyorum ama yazar Gianna’ya hak ettiğini verebilir mi bilmiyorum. Ne aşk, ne tutku, ne de kurgusu bana geçti.
Lütfen okumayın, kitabın bir yerinden sonra karakterlerin liseli gibi fingirdemesini ve “Sana sahip olmam için kaç gün beklemem gerekiyor?” muhabbetlerini okuyorsunuz. İyi bayramlar diliyorum.