·272 syf.····Okunma: 15 Haziran 2024 12:34 Her sanatçı yaşadığı müddetçe kendi filmini kendi yazar, yönetir. Potansiyel bir oto-biyografik materyal üretmek zorundadır. Bu his, salt sanatın içine dahil olmakla değil, bunun içselleştirip özümsemekle baş gösteren bir zorunluluktur. Bu aşamada sürekli sanatla sanatçı arasında somut bir ilişki kurmak pek kolay değil. Kitabın bariz bir kısmında salt bunu anladığımı gördüm. Belki de beynim bu anlama yormak istemişti.
Yazar analizleri yaptığı yeri bilhassa çok severek okudum. Edebiyat okuması yapmış, yuzeysel de olsa güçlü bir donanım edinmiş. Schopenhauer'dan Balzac' a. Freud' dan Defao' ya bir cok yazar ve onların üslubu ile ilgili görüşlerini paylaştığı yeri severek okudum. Şarkılarının lirikal tabanlarının da nasıl bunlardan nasibini aldığını da hem okurken hem dinlerken anlıyorsunuz. Gönül isterdi ki edebiyat ile müzik ilişkisinden ve doğurduğu sanatsal birleşimden de kendi açısından kendi mizacı ile anladığı şekilde bahsetmiş olsaydı .
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
(ah Merhamet)
4. bölümün ilk birkaç sayfası beni nerdeyse nefessiz bıraktı. Büyük bir duygu yoğunluğu ile psikolojik olarak kendi içine hapsolmuş bir dönemin itiraflarını Dylan çok harikulade anlatıyordu ;
" Derinlerde kaybolmuş bir Dylan vardı, onu bulup yeniden ortaya çıkartmalıydım. "
(s. 138)
" (...) Müzik yaparken mekanikleşmiştim. Ne kadar uğraşsam da makine çalmıyordu. " (s. 139)
" Yaratıcı, macera ve yenilik dolu bir şeyin eşiğindeyken, şimdi hiçliğin eşiğine gelmiştim, mahvolmuştum. Bu bardağı taşıran damla olabilirdi. Yolun sonu gelmişti. " (s. 147)
Gün gelir icra ettiğinizi sandığınız sanatsal eserler, öyle bir noktaya gelir ki tuhaf bir psikoloji ile hesap sorar. Hepsi bu kadar mı diye. Sanki devam zorunluluğuna tabi olan bir silsileymiş gibi bunalım etkisi yaratır. Kendinden soğutur. Yetenek ve potansiyel sorgulatır. Sanatçılığın orta yaş krizi gibi bir şeydir bu.
Belirttiğim sayfalarda da yaşadığı bu tıkanıklığı o kadar iyi betimliyor ki, ömürlük hayalim olan aktif müzisyenlik hayatına dair ciddi şüphelerim oluşmaya başladı. (Bknz. Meğer düşündüğüm gibi değilmiş cümlesini kurma korkusu)
Sanatçılığın, popülaritenin sebep olduğu şeylerden biri de acımasız ve hoyrat bir şöhret hayatı. Sen bir artist olarak hissettiğini ve biriktirdiğini değil de senden bekleneni icra etmek zorundasın kafasına sahip duygusal, mide bulandırıcı bir terör ..
Önünde koca bir insan yığını, obur bir müzik kitlesi senden ne olursa olsun herhangi bir şekilde ışıklar altında kalmanı ve bir kuklaymışsın - ya da öyle olmak zorundaymışsın- gibi istenilen performansı göstermeni bekliyor ve bu durumu tüm kalbiyle seni anlayıp senin lehine çevirebilecek kimse yok...
Tam anlamıyla bir kabus..