·464 syf.····Okunma: 06 Haziran 2024 20:11 Güle güle, Paula, kadın olarak elveda sana.
Merhaba, Paula, ruh olarak hoş geldin.
“Paula” her şeyden önce yaslı bir annenin kızına bir veda mektubudur. “Paula” yazar için bir çeşit kendi kendini teselli etme, kendi vicdanıyla hesaplaşma, iç sesini dinleme çabasıdır. Duygular üzerine derin bir meditasyon kitabı.
Allende bu kitabından kurgudan uzak (keşke öyle olsaydı) otobiyografik öğeler kullanarak 28 yaşında porfiri hastalığından ölen kızı Paula’yı Paula’ya anlatıyor. Kızının hastaneye kaldırılışından ölüm anına kadar yanında geçirdiği süreyi, duygularını, hislerini ve düşüncelerini en yalın ve sade bir şekilde dile getiriyor. Yazar içindeki acıyı ancak yazarak atabileceğine inanarak yazmaya başlıyor.
Allende okurları bu kitapta yazarın kitaplarla olan ilişkisini değil de daha çok onun hayatıyla ilgili bilgiler görecekler. “Günlerin Getirdiği” adlı kitapla aynı formata sahip olan bu kitap yazarın kızına ithafen yazdığı bölümler dışında tamamen yazar ve ailesi hakkındadır. Bana kalırsa bu kitap “Günlerin Getirdiği” kitabının bir devamı ya da başlangıcı niteliğinde. Sevdiğimiz bir yazarın kitaplarının yanı sıra onun edebiyat dışındaki hayatı da bizi cezbeder. Bu kitap da yazarı tanıma adına okura geniş bir alan sunuyor. Aksi durumda yazardan henüz bir kitap okumadıysanız bu kitap sizi fazlasıyla sıkabilir. Size ne derece hitap eder mi emin değilim.
Yazar bu kitabında hayatını ve yaşadıklarını belli bir sıra izleyerek anlatmaya başlıyor. Büyükanne ve büyükbabadan başlayarak Allende ailesinin yüzyıllık bir geçmişine ışık tutuyor. Olayları sadece aileyle sınırlı tutmuyor. Yaşadığı ülke Şili’nin de yakın geçmişine ışık tutarak ülkenin içinden geçtiği tarihi, kültürel ve sosyolojik olayların etkilerini değerlendiriyor.
Bu kitap aslında yazarın diğer kitaplarında kullandığı öğeleri ve konuların arka planını da okura sunuyor. Özellikle “Ruhlar Evi” kitabındaki doğaüstü ve karanlık güçlerin kaynağı bu kitapta yer buluyor. Allende’nin bir yanı benim için hep gizemli ve ulaşılmaz olmuştur. Komada aylarca yatan kızını iyileştirmek için modern tıp dışındaki arayışları da sanırım yazarın bu karanlık tarafıyla ilgili.
Kitabın elbette en güzel kısımları yazarın kızına içini döktüğü sayfalar. Gözlerinin önünde yavaş yavaş ölüme giden gencecik, hayat dolu bir kız ve dünyadan elini eteğini çekmiş çaresiz bir anne. Bir anne için sanırım en zor durum kızının gözünün önünde eriyip gitmesine tanıklık etmek. Kızının ölüm haberini Allende'nin kaleminden okuyarak Paula'ya veda edelim.
“6 Aralık Pazar şafak vakti, gerçekleri gizleyen perdelerin iki yana açıldığı mucizevi bir gecede Paula öldü. Saat sabahın dördüydü. Hayatı, çırpınmadan, kaygı ya da acı duymadan duruverdi, bu geçiş anında yalnızca huzur ve biz yanında olanların kesin sevgisi vardı. Benim kollarımda, ailesiyle, orada olmayanların düşünceleriyle ve yardımına koşan atalarının ruhlarıyla çevrili olarak öldü. Hayatı boyunca tüm hareketlerinde var olan o aynı kusursuz zarafetle öldü."