8/10
·384 syf.··
2024 66. kitabı
Selam dostlarım, II. Dünya Savaşı'nın gölgesinde İstanbul'da yaşanan esrarengiz cinayetlerle dolu bir yolculuğa var mısınız? O halde yorumuma davetlisiniz! Osmanlı'nın son sadrazamı olan Talat Paşa'nın naaşı, Almanlar tarafından Türkiye'ye getirilmektedir. Bu olay, hem Türkiye'de hem de uluslararası arenada büyük ilgi görmektedir. Talat Paşa'nın naaşını getiren Alman subayları, şehrin tarihi ve kültürel sembollerinden olan Ayasofya'yı gezmek isterler. Ayasofya uzun süredir kapalıdır, ancak Talat Paşa'nın naaşını getirmeleri, onlara Ayasofya'ya giriş izni sağlar. Almanlar, kendi heyetleriyle Ayasofya'ya girerken, Türk görevlilerin içeri girmesini istemezler. Türkler, bu ricalarını kırmaz ve Almanlara Ayasofya'yı yalnız başlarına gezme imkanı tanır. Ziyaret esnasında, "İmdat" çığlıkları her yerden yankılanmaya başlar. Bu çığlıkların ardından birinin minareden atıldığı görülür. Yapılan incelemeler sonucu, cesedin bir papaza ait olduğu ortaya çıkar. Papazın kimliği belirlendikten sonra akıllarda tek bir soru belirir: Papazın Ayasofya'da ne işi vardı ve kim tarafından neden minareden aşağı atıldı? Papazın ölümünden bir gün sonra, Sultanahmet Camii imamının cesedinin de Ayasofya'da bulunması büyük bir yankı uyandırır. Dinler arası bir savaş mı başlamıştır? İki din adamının Ayasofya'da ne işi vardı? Atilla Komiser ve Mesut, bu karmaşık cinayetleri çözmek için görevlendirilir. Tarihi gerçekliklerle harmanlanmış polisiye eserleri okumaya bayılan biri olarak, kitap tam da aradığım türdeydi. Daha ilk sayfalardan itibaren beni içine çekmeyi başardı. Her ne kadar başlangıçta küçük bir cinayet olayı gibi görünse de, asıl büyük hadise kitabın derinliklerinde gizliydi. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri, dönemi yansıtmak adına Osmanlıca lugat kelimelerin kullanılması oldu. Bu, kitaba gerçekçi ve mükemmel bir hava katmıştı, aynı zamanda konuya daha da bağlanmamı sağladı. Sonunu hiç böyle beklemiyordum! Ancak, sonu bir o kadar da gerçekliği yansıtıyordu. Her şeyin istenildiği gibi gitmeyeceği, kitabın sonunda çok açık bir şekilde belirtilmişti. Son bölümlerde, karakterlerin olayların içine nasıl dahil olduklarına ve neler döndüğüne dair derinlemesine bölümler yer almıştı. Bu, kitabı daha da iyi kavramamı sağladı. Ben severek okudum ve tarihi ve polisiye türleri harmanlayan eserleri seviyorsanız, bu kitabı kesinlikle öneririm. Mükemmel bir eser.
Edebiyat Korku-Gerilim Polisiye Roman
Ayasofya'da Bir ÇığlıkMelih Esen Cengiz · Altın Kitaplar · 202548 okunma
·
151 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.