Gönderi

Ademoğlu'nun İdris Âlim olmaya yolculuğu...
10/10
·240 syf.··
2024 6. kitabı
Ben bir İhsan Oktay Anar hayranıyım. Bu da zannediyorum okuduğum dört veya beşinci kitabı. "Tarihsel Masalsı Kurgu" türünde, türünün en nadide eserlerini vermesiyle tanınmış bir yazar İhsan Oktay. Bu eserinde bize yine muazzam felsefî, mitolojik, tarihsel göndermelerde bulunuyor. Eserin ana omurgası İhsan Sait'in farklı zamanları da kapsayan uzun yolculuğu gibi görünse de İhsan Sait'i nihayetinde İdris Âlim olmaya götüren bu yolculuk bir sembolden başka bir şey değil. Temsil ettiği şey ise yalnızca insanın medeniyet yolculuğu. Kitabın sonlarına doğru (sf189'dan başlayan) ve okumaktan çok büyük bir lezzet alacağınız kısmında bütün insanlık tarihini cennetten kovulmayla başlatıp, Akad'ın ilk imparatoru ve Musa'nın doğum hikâyesinin asıl sahibi olduğu düşünülen Kral Sargon'a, Roma İmparatorluğu ve doğuş efsanesindeki Romus ve Romulus'a, buradan Pers medeniyetinin başlangıcına, Antik Yunan ve filozoflarına, İskender'e, Moğollara, Hristiyanlığa, İslamiyete, hatta Marx'a ve Dünya Savaşlarına değinerek bugüne kadar özetliyor. İşte bu özet tesadüf değil, aslında bire bir İhsan Sait'in yolculuğunun, yani diğer bir anlamda insanoğlunun bütün bu medeniyet yolculuğunun nihayetinde en ortalama, en sıradan adam olan İdris Âlim'e ulaştığını, aslında bu sıradan ve ortalama adamın ulaşılmış en kıymetli sonuç olduğunu söylüyor. Kitabın en beğendiğim ikinci kısmı ise bütün evreni bir "Tekvînhâne", hepsinin yöneticisi olan tanrıyı da "Tekvînhâne Mâliki" olarak tanımladığı kısım. Burada bütün evreni, içinde bulunan bütün Güneş, Ay, Dünya ve tüm gezegenlerin devrini, yani devr-i devrânı, zamanı ve mekânı Tekvînhâne Mâliki'ninameleleri döndürüyor. Bunu böyle tanımlayarak Allah'ı ve onun fizik kanunlarını, meleklerini amelelere benzetiyor. Ateşçi benzetmesiyle de muhtemelen Şeytan'ı betimliyor. Ancak bir gün efendileri kısa bacaklı bir ademoğlunu buraya getiriyor. Mâlik hazretleri onu kendi yerine efendi olarak kabul etmelerini istiyor. Ateşçi amele elbette buna karşı geliyor. Burada da düpedüz Adem ve şeytan hikâyesi, devamında da cennetten kovulma tasvir edilmiş ki bu müthiş. Bir de muazzam bir terazi var, bunun şaşmasıyla ademoğlunun bu cehennemî dünyadaki yolculuğu başlıyor, nihayetinde bugünkü konumuna gelmesiyle de terazi muvâzenesini tekrar buluyor. Hatta bu süreçte terazinin muvâzenesini bulması hikayesini bile insanoğlunun bütün medeniyet süreciyle eşleştirmiş olacak ki, terazinin kefelerine sırasıyla kılıç, silah, hatta ölülerin cesetlerini bile koyuluyor. Yine de dengeye gelmediğini anlatarak bir türlü dünyadaki adaletin sağlanamadığına sembolik bir örnek veriyor. Sözün özü okuduğum en karmaşık kurgusal yapıya sahip kitabı olsa da, çok ağır bir dile sahip olsa da anlattığı öykü ve arkasındaki sembolleri düşününce benim favori kitabım oldu. İhsan Oktay Anar, iyi ki var.
Yedinci Günİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20164,602 okunma
·
87 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.