·74 syf.····Okunma: 22 Haziran 2024 00:00 Genç bilimkurgu kalemlerinin yazdığı bilimkurgu öyküleriyle dördüncü sayıyı çıkartan Roket Bilimkurgu Öykü Seçkisi, farklı temalar ve teknolojik yaklaşımlarla okurlarına uzaydan dünyaya kadar geniş bir yolculuk sunuyor. Her bir öyküde derinlikli karakterler ve düşündürücü kurgularla, geleceğin imkânları ve insanlık üzerindeki etkileri ustalıkla işleniyor. Her bir sayfa, bilimkurgu tutkunlarını merakla beklenen bir sonraki keşfe davet ediyor.
Makinedir Takılır (Selim ERDOĞAN); Küresel çaplı bilimkurgu öyküsünde mensup oldukları mezhebin itikadından dolayı köpeklere dokunamayan ve kendini köpeklerden koruyan insanların için yapay zeka destekli köpek robotları (itimsileri) tanıtılırken yıllardır yanımızda çalışanlar ve hayatımızda bulunan insanların öğütlerini de dikkat alma konusunda çok güzel bir ders sunuyor. Öykünün sonu hazin olmasaydı akıcılık, merak uyandırıcılık ve heyecan konusundan okurların ağızlarını açık bırakacağı su götürmez bir gerçektir.
Vicdan Muhakemesi (Emre BOZKUŞ); Yerli bilimkurgu öyküsünde BDC (Bilinçaltı Dışavurum Cihazı) teknolojisi insanların artık bilinçaltlarına attıklarını dışavurarak vicdan muhakemesini (uyat ukunuşunu) yapacaktır. Cihazın kullanımı konusunda birazcık detaylara verebilinir. Mantık çerçevesinde baktığımızda cihazı başına geçirdikten sonra cihazın içindeki sensörler beyindeki kan basıncı okuyarak onu enerjiye dönüştürdükten sonra bu enerjiyi yapay zeka destekli olarak yorumlar. Yorumu da gerçekçi öykünç ile sanal gözlüğe yansıtıp o kişiyi orada olduğunu his ettirmesini sağlar. Öyküye dönersek sanığın kalbin sitemlerine yanıt vermek yerine ilk aşkını anlatması birazcık tezatlık uyandır sanki sanık, lafı değiştirmek için başka konuya geçmiş hissini uyandırdı.
İlk Temas (Bilge Ozan KIRAN); İsmail Yamanol'un öyküsünün adını bu öykü için seçmiş genç kalem. İki öyküyü kıyasladığımda bu öykü; akıcı, sürükleyici ve heyecan uyandırdığı için öykü rahatlıkla okunur hale geliyor. Ayakları sağlam bir şekilde yere basan genç kalem, bu öyküde uzaylılarla ilk temasta klişe ve özenti adlandırma yerine Türk kültürünün dünyaya bakış açısı ışığında adlandırma ve benzetmeler kullanmış. Öykü aslında biraz daha devam edilseydi Metalkafa, Türk bilim adamı Türkan'ı severdi. Türkler'in istilacı olmadığını şirkete o gezegende hayat olmadığı yalanıyla desteklenilmiştir.
Üçleme (Ruhşen Doğan NAR); Öncelikle öyküye neden bu ad verildiğinde okurlarda merak duygusu uyandırıyor. Öykü okudukça bu adın verilmesine dair detaylara yer verilmediği için öykü içeriği ve öykü adı arasında zıtlık ortaya çıkınca öykü içeriğiyle kendine yeni ad arama arayışına girme hissi uyandırıyor. Yeni teknoloji harikası olan e-Friend hakkında detay olsaydı da bu teknoloji harikası gözlerimizin önünde nasıl bir şeye benzediğine dair bir canlanma olur. Öyküye dönersek yapay zeka ile başlayan deepface furyası olumsuz yönde kullanılırsa günahsız insanların haksız yere canlarından olacağına dair güzel öğütler veriyor.
Hemşiroidler (Melisa PARLAK); Yerli bilimkurgu öyküsünde hemşiroid denilen hemşire robotların (bakıcımsılar) üretildiği gelecekte insanların yine bakımevlerine sıcak bakmadığını görüyoruz. Bakıcı hanımlar enazında insan oldukları için içlerinde iyi kalplilerin olabileceğinden dolayı bakımevleri konusunda bir umut vardır. Bakıcımsılar ise yapay zeka destekli iş görücüler olduğundan dolayı nasıl programlanmışsa öyle davranıyorlar. Bu öyküde 'bizi bu yaşlara kadar getiren ebeveynlerimize iyi davranıp onların istemediği bakımevlerine zorla götürüp yerleştirmemeliyiz' mesajı veriyor.
Or (Tunç KURT); İslami kıyamet alametlerinden ikisinin kullanımıyla oluşturulan distopik bir ortamda geçiyor. Didaktik anlatımın yoğunluğu, gökten düşen elementin ve Üçüncü Dünya Savaşı'nın nasıl başladığına dair detayların eksikliği nedeniyle kurgunun merak uyandırıcı ve akıcı olmamasına sebep oluyor. Bu eksiklikler, atmosferin sıkıcı olmasına yol açıyor. Ancak ilk yerli bilimkurgu öyküsü olduğu için kalemi takdir ediyorum.
Babamın Arkadaşı ve Ben (Can KANTARCI); Küresel çaplı bilimkurgu öyküsünde Türkler, başka gezegenlere giderse kendi kültürünce adlandırma yapılır. Türkçe olmayan terminler kullanılırken öyküde Türk kültürü ve Türk mizahısı ile örtüşmüyor. Kurguya ortadan giriş yapıldığı kurguda neden Doğu tek başına bir gezegende yaşıyor konusunu pek anlaşılmıyor. Ayrıca kurguda geçen Termeler'in ne olduğuna dair bir detay olmadığı için onu kimse hayal gücüyle canlandırmaz. Unthes, uzaylı (!) olsa da seçilen ad yüzünde android yada yapay zeka destekli asistan olarak bir algı uyandırıyor. Öyküde yalnızlık sadece Tanrı'ya mahsus olduğu için nereye gidersek kendi türümüzden varlıklar olmasını yeğleriz mesajı veriliyor. Evrende iklimler ve hava olaylarından sorumlu başmelek Mikail olduğunu unutmayalım.
İstila (Fatih SELVİ); Öncelikle öykü, İslam inancına göre yorumlandığında Dünya'nın 2500 yılları görmeyeceğini öngörüyor çünkü Kıyamet, 2077-2078 yıllarında kopulacağını tahmin ediliyor. Ayrıca insanlar ve farklı evrendeki varlıklar, Tanrı'ya ibadet ettikleri için birbirlerini köleleştirme oranı düşüktür çünkü diğer evrenlerdeki varlıklarda bizlerdeki gibi sapkınlık meyillileri düşük bir orandadır yada bizler gibi uygarlık düzeylerinde olabilir. Uzaylılar'a ad verme kısmında insanların kendi kültürlerinin ve bilgi birikimi doğrultusunda onlara ad verilebilir. Öykü genelinde akıcılık, heyecan ve merak unsurları ön planda olduğu için gerekli iyileştirilmeler yapılırsa okurlar sıkılmadan öyküyü okuyabilirler.
En Çok Hayal Ettiğiniz Şey Ne? (Seda ÖZSES); Öncelikle beynini ve bedeni hareket ettiren ruh olduğu için hayaller ve rüyalar, ruhun gördüğü ve kurduğu şeyler olduğu için teknoloji anlamda beyne istediğin şeyi yükleyemezsin. Teknolojik anlamda bir atılım yapacaksan o da ruhu kavrayan teknolojiyi icat etmelisin. Böyle bir kurgu yerine uyuşturucuların insanlarda bıraktığı etkilerden faydalanarak özel istekli ve sağlığa zararlı olmayan uyuşturucular üretilebilir. Bizi evrimleştiren uzaylılar olmadığı gibi bizim onlara da ad vermemiz birazcık abartılı olur. Ancak sadece kendi kültürünce yorumlayabilirsin.
Uzayın Sonsuzluğu Kadar (Şeyda AYDIN); Absürt bilimkurgu öyküsünde karakter adların seçiminde kurgudaki karakterlerin eril yada dişil olduğunda iz olmadığı için karakterler göz önünde belirivermiyor. Özellikle İran Türkleri arasında yaygın olan Babek adı Babak biçiminde kullanılmaz. Ayrıca "birleşme" veya "katılma" anlamına gelen İbranice kökenli Levi'yi Leevi biçiminde kullanılsa da eril olduğu değiştirilmez. Öyküye dönersek kurulan uzay operası muazzam olsa da İslami açıdan absürtlerle süslenmiş kurgu olduğu su götürmez bir gerçektir.
Roket Bilimkurgu Öykü Seçkisi 4. Sayı, çeşitli kalemlerin farklı bakış açılarıyla sunulan zengin ve çeşitli bilimkurgu öyküleriyle dolu bir sayı olarak karşımıza çıktı. Her bir öykü, teknolojinin ve insanlık üzerindeki etkilerinin derinlemesine işlendiği, karakterlerin karmaşık iç dünyalarının keşfedildiği bir yolculuğa davet ediyor okurları. Yerli kalemlerin çeşitliliği ve kurgusal zenginlikleri, bilimkurgu severler için önemli bir okuma deneyimi sunuyor. Ayrıca ilk bilimkurgu öykü denemelerinden olan "Öğötküç" için nesnel veya öznel yorumladım çünkü tarafsız okur olarak sayıdan öykümü çıkartaran okudum. Okuru bol olsun.