Her şeyin yolunda gittiğini sandığı sıralarda eşinden boşanmanın bunalımıyla olacak ki etrafındaki tüm olumsuzlukları üstüne çekmeye başaran Tarık, Türkiye gündeminin kendi zihnindekinden farklı bir noktada olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Dışarı her çıktığında başka türlü işle ve insanla karşılaşır ve hepsi sırayla Tarık’ın sinirini bozmayı başarır. İçinde yaşadığı ülkenin bu halleri ona tuhaf gelmeye başlar, sanki hem kendine hem dünyaya yabancılaşmıştır. Bunlarla kendince mücadele edip halka da karışmaya çalışır ama ne kadar becerebildiği ya da beceremediği de romana trajikomik şekilde yansır. Tüm bunların yanında işlerinin aksaması ve eskisi kadar kazanamaması da canını sıkar. Üstüne üstlük bu süreçte kızına daha iyi bir hayat sunabilmek adına yazlıkta eski eşiyle birlikte aldığı ikiz villalardan birinin satışını konuşmak üzere bir akşam yemeğinde eski eşi ve hukuk profesörü sevgilisiyle bir araya gelir. Onların yanında ezilmemek için tuttuğu eskortla öncesinde bir yemek yer ve karşısındaki garsonun sinirlerini yıpratıp akşamını da altüst edecek bir konuma gelmesi de hiç hoşuna gitmemiştir. Tarık her gittiği yerde bir “kazıklanma”, “enayi yerine konma” hissine kapılır. Sanki herkes onun iyi niyetini suistimal etmek için bir araya gelmiş gibidir, bu histen kendini alamaz. Bu hislerle birlikte eski eşi ve onun yeni sevgilisini akşam yemeğini yemek için en şık, en lüks restoranlardan birine davet etmekten de çekinmez. Kendi çelişkileri ve sinirli halleriyle düştüğü trajik durumları anlatır Tarık. Her şeyi eleştirir ama sonunda bir şekilde kendine de dönüp bakar.
Garip Bir Yer