Gönderi

8/10
·192 syf.··
2024 6. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2024 13:45
Yazar, Fingerborne adlı kasabada gerçekleşen tren kazasında dedenin ölümüyle başlayıp 3 nesil boyunca kadınların arasında aktarılan acıyı ve dağılışı, çok normal olaylardan bahseder gibi bir dinginlikle gözler önüne seriyor. Roman boyunca gölün derinliklerine gömülen dedenin acı kaybı, sürekli bahsi geçen "göl ve suyun" bu ailenin kopamadığı acı bir kaderi ve kabusu haline getiriyor. Eşi ölen ve 3 çocuğuyla hayata tutunmaya çalışan kadının çocukları birer birer dağılır ve tek başına kalır ta ki 3 kızından biri olan Helen'in iki kız çocuğuyla annesinin yanına çocukları bırakıp geri dönerken intihar etmesiyle. Bu vakitten sonra anneleri ölen kız kardeşler Ruth ve Lucille anneanneleriyle yaşamaya başlarlar ve onların yaşam mücadelesi kitabın odak noktası haline gelir. Zaman geçer, anneanne yaşlanıp öldüğünde yerine geçici olarak halaları ve son olarak da teyzeleri Sylvie gelir onlara bakmak için. Fakat teyzeleri Sylvie yazarın da belirttiği gibi sanki rüyada gibi yaşayan duygularını pek hissedemediğimiz, etliye sütlüye pek karışmayan tuhaf göçebe alışkanlıkları olan haliyle pek de iyi ebeveynlik kriterlerine sahip olmayan bir kadındır. İki kardeş çoğu zaman onun davranışlarını pek anlamlandıramazlar. Karanlıkta yemek yer, bir anda yok olup tek başına göl kıyılarında gezer, bazen onu bir bankta uyurken bulurlar, evde teneke kutular ve daha milyonlarca şey biriktirir. Kızların kıyafetleri, bakımları ve okul başarılarıyla yeterince ilgilenmez ama her daim de oradadır onlar için. ÖZETTEN ZİYADE KİTABA DAİR KENDİ DÜŞÜNCELERİM Kız kardeşlerden Ruth'un hislerinden şahitlik ediyoruz hikâyeye büyük bir kısmıyla ve tuttuğu yasla baş ederken Ruth'un başıboşluğu roman boyunca beni çok üzdü. O kadar umursamazdı ki hayata, okula, kız kardeşi Lucille'nin uyum sağlamaya çalıştığı ve diğer kızların zevk aldığı şeylere karşı, sanki doğduğu andan itibaren kaybettiğini biliyormuşçasına. Dikkat çekmekten korkuyor, neredeyse kimseyle hatta teyzesi Sylvie ile bile nadiren konuşuyordu bir hayaletmişçesine ve şöyle bir düşüncesi geçiyor bir bölümde bunu ispatlarcasına: "Genellikle görünmez olmam, daha doğrusu yarım yamalak, asgari düzeyde mevcut olmam benim için hem dehşet hem rahatlık kaynağıydı o zamanlar. Dünyaya en ufak bir etkim yokmuş gibi geliyordu bana, bunun karşılığında da dünyayı ondan habersiz seyretme imtiyazına sahiptim." Sanırım Ruth'un yalnızlığını ve başıboşluğunu başka hiçbir söz daha iyi anlatamaz ve onun bu unutulmuşluğunda kendimden parçalar bulmam beni daha çok yaraladı. Anlatım ve özellikle de su ve doğa betimlemeleri o kadar güzeldi ki, tekrar tekrar okudum oraları. Hayatın içinden, gündelik olayları geçmişle bağdaştıran, karakterlerin özüne inip yorumlayan kitaplardan hoşlanan okurlar için güzel bir seçim olacaktır tabi ki yüreğinizin biraz burkulacağına da hazırlıklı olmalısınız.
1000Kitap
Evlerden UzakMarilynne Robinson · Metis Yayınları · 2023397 okunma
·
193 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.