·608 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Haziran 2024 20:42 Nazan Bekiroğlu ile tanışma kitabım Kehribar Geçidi oldu. 8 yıllık bir emeğin sonucunda çıkarmış olduğu bu eserin daha ilk sayfalarında Nazan hanımın kalemini sevdim.
Birbirinden ayrı, bambaşka kelimeleri bir araya getirerek bir duyguyu bir hissi bu derece anlaştırabilme kabiliyeti az rastlanır diye düşünüyorum..
Enteresan tasvirler ve kelimeler ile sık sık karşılaştım.
Bunun yanı sıra her bir karakterin lakap niteliğindeki isimleri de çok mu çok hoşuma gitti ;)
(Saçları tepesine yapışık senatör, Uykusuz Çoban Fazelis, Azatlı köle Vitalis, Yazıcı köle Simondies, Kandilci Feliks...)
Kur'an'da da adı geçen Ashab-ı Kehf (Yedi uyurlar) üzerinden kurgulanmış bu romandan detay ve ayrıntılar bir yana üzerimde bıraktığı Düşünceler ve sorgulamalar ile oldukça etkilendim bir o kadar tepkilendim...
Kitap'ta iki vahim durum dikkat çekiyor
Dinin ve tarihin insanlar tarafından saptırılması tahribatı, tahrifatı kısacası hakikatten uzaklaştırılması..
İnsanlar için en Kutsal değer olan inancın her çağda farklı amaçlar uğruna
Suistimali olmuştur oluyor da....
MS 300 yıllarda bahsi geçen bu romandaki insanlığın durumuyla şimdiki durum aradında ne kadar fark sayabiliriz?
Yıl olmuş 2024
Hala günümüzde din üzerinden siyaset, ticaret, hakimiyet sağlanmakta.
Savaşlar çıkmakta, katliamlar ve soykırımlar yapılmakta..
Şu an yaşanmakta olan da bu değil mi?
Tarih'in de aynı şekilde dünya hâkimiyetini elinde bulundurmak adına, çıkarlar doğrultusunda, saptırıldığı, uydurulduğu da bir gerçek...
Hatta dine alet edildiği de...
(Uydurulmuş din kitaplarının, uydurulmuş tarihi olayları..
Bunu da en iyi yapanlar şüphesiz siyonistler.)
Kitabı tavsiye etmeden tabiki geçmeyeceğim..
Sonuna geldiğimde üzüldüğüm kitaplardan birisi oldu....
Nazan Bekiroğlu'nun iki kitabını sipariş ettim bile..
Arka kapaktan
"Sanki ölmüşüz, de bu dünyadaki günlerimizi anarak konuşuyoruz seninle. Sanki bu dünyadaki yaşamımız bitmiş de biri bütün dertlerimize dönüp şöyle bir bakalım diye omuzumuzu okşar gibi.
Bitti attık, geçti, der gibi. "