SAKAR-ALEXANDRE SEURAT,118 sayfa
Kitabı elime aldığımda neyle karşılaşacağım,ne okuyacağım hiç bilmiyordum.Arka kapağı okuduğumda tipik bir çocuk kaçırma olayı herhalde dedim.Kitap çok kısa ,2-2,5 saatte okudum ve sonunda ben ne okudum dedim.Uzun süre etkisi altından çıkılamayacak bir kitap ve konusu gerçek bir olaya dayanıyor diye okuyunca daha çok ilgimi çekti.Kitap bitti ama ben hala şokundayım.
Yazar Fransa’da yaşanan gerçek bir olaydan yola çıkarak kaleme almış romanı.
2024 NDS Edebiyat Ödülü’nü "Sakar" adlı romanıyla kazanan yazarın romanı 2019 yılında sinemaya da uyarlanmış.Fransa toplumunda infial yaratan 8 yaşındaki Marina Sabatier'ın kitaptaki adıyla Diana’nın ebeveynleri tarafından sistematik şiddeti sonucunda hayatını kaybetmesine göz yumanların sessizliğini konu alıyor.
Yazar Alexandre Seurat ,Sakar adlı romanında, aile kurumuna sorgusuz sualsiz kutsallık affedilmesini, yıkıcı sonuçlarını yalın ve sarsıcı bir anlatımla gözler önüne seriyor.
Roman, 2009 yılında Fransa’da 8 yaşındaki Marina Sabatier’ın (Diana) ebeveynleri tarafından sistematik şiddet sonucu hayatına son verilmesini ve okul, devlet ve teyze, büyükanne gibi diğer aile fertlerinin buna sessiz kalmasını ele alıyor. Bu gerçek olay, Fransa kamuoyunda büyük infiale yol açarak, çocuk istismarı ve aile içi şiddet gibi konuların tartışılmasına neden olmuş.Ayrıca bu olayın akabinde Fransa’da çocuk istismarı ve aile içi şiddetle mücadelede daha sıkı yasal düzenlemelerin tartışılmasına da katkıda bulunmuş.
Küçük bir kız çocuğu ebeveynleri tarafından sistematik bir şekilde istismara maruz kalırken hiç sesini çıkarmayan, çıkaramayan diğer aile bireylerini, öğretmenleri ve hatta devlet yetkililerini ve onların suçluluk duygusunu okurken bizim ülkemizde de bu tür olaylar yaşanırken toplum nasıl tepki gösterir,aman bana ne ,beni ne ilgilendirir dermi diye düşünürken Saadet öğretmen aklıma geldi.Saadet Özkan.İzmir Menderes ilçesinde bir okulda,okul müdürünün altı kız öğrenciye cinsel istismarda bulunmasını ortaya çıkarıp korkusuzca mücadele ederek ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından “ Uluslararası Cesur Kadınlar Ödülü”ne layık görüldü.
Fransa’nın da bir Saadet öğretmeni olsaydı şimdi Diana-Maria Sabatier hayatta olurdu.
Anne baba olmayı beceremeyen insanların sürekli dünyaya çocuk getirmesi ve hayatın tüm yükünün olumsuz sonuçlarını çocuklardan çıkarmaları önlenmeli,bu kişilerin yaşamları takip edilerek gerekiyorsa kedi köpekler gibi kısırlaştırılmalıdır.Bu kitabı okuduktan sonra şiddetle bu görüşü savunuyorum.
Diana’nın hayata gelişi ve neden bu derece şiddete maruz kalışını ben tek bir olaya bağladım.O da kitabı okuyacaklar için sürpriz olsun.Bakalım benimle aynı görüşü paylaşacaklar mı?