·424 syf.····Okunma: 29 Haziran 2024 18:40 Elif Şafak dini çatışmalara, Tanrı arayışına ve Türkiye'nin sosyal yapısına değinmiş bu kitapta. Kitap başlarda ilgimi çekti ve beğenerek okudum ama birçok yönden basit kalmış ve eksik bulduğum çok yer oldu.
Kitap geçmiş ve şimdiki zaman şeklinde ilerliyor. Geçmişte ana karakterimiz Peri'nin ailesinde yaşanan dini çatışmaları, yaşadığı varoluşsal sancıları ve arayışına Oksford'da devam etmesini okuyoruz.
Profesör Azur'un olduğu kısımları keyifle okudum. Her dinden insanın birleşip Tanrı hakkında konuşmalarını okumak çok güzeldi, derin konuşmalar vardı ama çok sığ kalan kısımlar da vardı. Özellikle 'Dinler erkekleri kayırıyor, herkes Tanrı'yı erkek olarak düşünüyor ama ben dişi olarak düşünmek istiyorum' minvalinde saçma bir fikir okumak baya kötüydü. Bekaret hakkındaki bölüm de yapmacık ve basitti. Yazar feminizm, siyaset ve politika gibi popüler konuları almış ve dümdüz yazmış sanki, sosyal medyada gördüğümüz fikirlerin tamamen aynısı, edebi kaygı güdülmeden yazılmış sığ bölümler. Derin sorgulamalar okurken böyle basit yazılmış konular kitabın kalitesini çok düşürmüş bence. Şimdiki zaman kısmı ise çok kötüydü, gerçekten. Karakterin başından bir sürü anlamsız şey geçiyor, gereksiz bir sürü konu var. Başta bi hırsızın peşinden koşuyor, sonra gittiği eve silahlı baskın yapılıyor falan. Kitabın başından beri merakla beklenen olay çok sığ kalmış, ayrıca Peri'nin intihar sonrası fikir gelişimini, babasının ölümünü, evliliğini okuyamıyoruz. Silahlı çatışma sırasında dolaba girip profesörü araması çok komikti. Bu yüzleşme böyle saçma olmamalıydı. Kitap çok güzel olabilecekken birçok noktada yetersiz ve sığ kalmış. Okunur mu okunur ama gerek yok.