Puan vermedi·270 syf.····Okunma: 30 Haziran 2024 13:08 Öncelikle, nefisime çok ağır gelse de, okumanızı şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap.
Çağımız dünyasında diline hakim olmak o kadar zor ki. Hepimizin belki de en büyük belası. Dil belası kitabını okumadan önce tabiki de kendi nefsimle büyük bir mücadele verdim. Çünkü bizler insan olarak çoğu zaman nefsimize ağır gelen şeyleri normalleştirerek hayatımıza devam ediyoruz. Kitapta dil belası deyince tabiki de en büyük bölümü İmam Gazali’nin dedikodu ve ikiyüzlülük kısmına ayırdığını tahmin edebilirsiniz. Bizim de nefsimize en ağır gelen şey dedikoduyu kesmek galiba. Bugün bir iki arkadaşımla beraber oturalım sohbet edelim desem, diliyle, olmadı gözüyle, o da olmadı kalbiyle gıybete düşmeyen yoktur. Hatta bazen öyle safhalara ulaşıyor ki bu olay dedikodu olmazsa herkes sıkılıyor telefonlarına gömülüyor. O masalarda dedikodu malzemesi olmayı, belki de Allah’ın senin için kıyamet günü kapatacağı bir günahının alenen herkesçe duyulmasını kim ister? Hiçbirimiz. Kitapta da şöyle belirtiliyor:
“Bir kusur işleyen kimsenin durumuna hayret ve şaşkınlığını ifade ederek gıybet yaptığında, esasında kendi durumuna hayret etmelisin; başkasının din ya da dünyası adına kendini ve ahiretini niye helâk ediyorsun? Halbuki sen de dünyada sonunun ne olacağından emin değilsin. Hayret ederek kardeşinin gizli durumunu açığa çıkardığın gibi Allah Teâlâ da senin ayıbını ortaya çıkarır.”
Ne kadar büyük bir ceza. Ben öyle yapmazdım, ben öyle demezdim, nasıl günaha giriyor baksana, diyerek kurduğumuz hangi cümleden sınava girmedik? Hangisi başımıza gelmedi? Başımıza gelmeyen olayın da vay haline. En azından başımıza gelince ben falanca hakkında konuştum ama ben de nefsine yenilenlerden oldum, deyip tövbe edip helallik alabiliriz. Ama ya diğer tarafa kalırsa?
Oturup düşünmek lazım.
Yine kitapta geçen peygamber efendimiz(sav)in hadisiyle noktalayalım.
“SUSAN KURTULMUŞTUR.”