Gönderi

Üç Başlı Ejderha
7/10
·80 syf.··
2024 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2024 15:55
"Leylâ Erbil acıyı, sevgiyi, inancı, ölümü 'estetize' etmekten kaçınır. Kişilerini trajik kahramanlara dönüştürmemeye özen gösterir. Onlar 'Bizhalk'ın üyesidirler: Hatalı, yalancı, duyarsız, çıkarcı, zayıftırlar. Zaaflarını hoş görmez kişilerinin. Tam tersine onlara vurgu yapar. Erbil'de düzenin yandaşları gibi düzenin karşıtları da aynı acımasız 'eleştirel bilinç' önündedirler. Olumlu kişileri bile kurtulamaz eleştirilmekten. (...)'Siyasal' bir okumaya son derece açık ve uygun olan Üç Başlı Ejderha, yazarın araya girerek Burmalı Sütun çevresinde yeni bir anlatısal katman oluşturmasıyla, beklenmedik bir kesintiye, bir belirsizleştirilmeye uğratılır. Sorular yanıtsız bırakılmıştır. Geride kalan sadece kötülük ve tarihten devralınmış siyasal cinayetlerdir..." -Ahmet Oktay- Üç Başlı Ejderha İncelemesi - Şahsi Yorumlar Abis Metaforu: Eserde her şeyden ve bütün kalabalıklardan uzak, ama kendi içerisinde büyük bir karmaşa yaşayan kadının “dipsiz” bir dünyası vardır. Okur anlatıdaki dünyayı bu yarı meczup kadının dipsiz kuyusundan izler. Eserde geçen abis ise okyanusların 2000 metre altındaki yaşama verilen isimdir. Diğer bir adının dipsiz olduğu bilinir. Karanlıkta yaşayan varlıkların yeridir abis. Metindeki özne de bu karanlıkta yaşayan ve gün yüzüne çıkamayan birisidir. Kadının yaşamıyla abis adeta bir bütünlük kazanır. Yazar, abis sözcüğünü ustaca düşünüp metin içerisinde kullanarak merak uyandırır: Abis, bastırılan, dışlanan, yüzleşmeye cesaret bulunamayan, travmasını bir yere koyamadığımız yaşantıların atıldığı yer anlamında kullanılıyor. Abis, mitolojide tiranların, canavarların, bazı kovulmuş tanrıların Zeus tarafından atıldığı zifiri karanlık bölgedir. Yazara göre, tarih ve ortak bilinçdışımız bir abis alanı, bir unutma bölgesidir. Birbirini doğuran nedenler, sonuçlar; kıyımlar; yas ve kin, keder ve hınç abis bölgesinde kaynaşır. Üç Başlı Ejderha'da “bireyin de aklı” böyledir. Eserde abis, en dibi yaşayan kadının çıkamadığı dünyadır. Özellikle başkişi, çıkamadığı abise gördüklerini ve düşündüklerini de götürmek ister: “karşı kaldırımdaki iriyarı kara kadını da attım içine,,, bana çarpan ve göremeyen beni,,, oğlumu da,,, attım abis’e,,, “abis”i bulur sonunda,,, dibi,,,” (s. 17). * Üç Başlı Ejderha’nın başkişisi, oğlu öldürülen ve sürekli sayıklama halinde olan bir kadındır. Eserin içerisinde karmaşa bir üslup göze çarpar. Özne kişi dışında yer alan sesler: Bilimsel bir dil olan Burmalı Sütün ve halk ağzıyla konuşan Leylan Ünver’dir. Öznenin kullandığı üslup ise “gerçeküstücü” üsluba yakındır. Bu üslup türü, her ne kadar şiirde kullanılsa da, Leylâ Erbil’in anlatıda oluşturduğu cümleleri önemli şairlerden esinlenerek yazılmıştır. O yüzden gerçeküstücü üslubun tanımı ve içeriği, başkişinin üslubuna yakındır. Gerçeküstücü üslup, Sigmund Freud’un düşüncelerinden beslenerek oluşturulur. Freud, bilinçaltında toplum ve geleneğin yasaklarının olduğunu ve kişinin bir takım bastırmış olduğu duygularının yer aldığını söyler. Özellikle kişinin asıl benliğinin, bilinçaltında yatan benliği olduğunu vurgular. * Gerçeküstücü üslup esere âdeta bilinçaltı karmaşası olarak yansır. Başkişi, gazete yer alan Leyla Ünver’in ifadesi de dâhil olmak üzere bütün gördükleriyle bütünleşmeye ve bütünleşirken sürekli kaybettiği oğlunu ve gittikleri mitinglerde acı çekenleri anlatmaya çalışır. Bir bakıma gördüğü şeyler, bilinçaltındaki karmaşayı çıkarmaya zemin hazırlar. Eserde en çok göze çarpan delilik ve sayıklama halidir. Bu durum: Dış etkilerden, törelerden, estetik kaygılardan ve kendi aklının kontrolünden uzak bir şekilde tamamıyla kendi doğal akışı içinde düşünce ve duygularını sayıklama biçiminde ifade etmesi gerçeküstücü üsluptur. Gerçeküstücülükte önemli olan, kurallar, gerçek hayattaki gelenek ve görenekler değil, bilinçaltının istekleridir. Üç Başlı Ejderha’da da bilinçaltının istekleri açık bir şekilde ortaya çıkarılır. Özellikle başkişinin üslubu kapalı, bulanık ve oldukça karmaşık bir ruh haline sahiptir. * Postmodernizmin öncülüğünü yapan Leylâ Erbil eserinde yeni bir tarz ortaya koyarak bilinçli bir şekilde nazım örneklerine yer verir: “Bu parçada esinlendirici dizeler ya da dizecikler Ahmet Haşim, Nazım Hikmet, Sait Faik, İlhan Berk, Ahmet Arif, Mahmut Temizyürekten alınmıştır.” (s. 50). Görüldüğü gibi yazar, açık bir şekilde kurgusunun bazı kısımlarını şairlerin dizeleriyle zenginleştirip şiirsel bir anlatım yapar. Şiir yapısında “giz”in önemli bir yeri vardır. Kısa sözle çok şey anlatma, şiirin en önemli özelliğidir. O yüzden genel anlamda istisnalar dışında şiir söylemlerinde derin ve kapalı anlamlar yatar. Erbil, şiir tekniğini postmodern bir anlatı kalıbıyla kullandığı için okuru zorlama konusunda oldukça yetkindir. * Yapıt, biçim olarak bir baş kaldırı niteliğindedir. Örneğin Erbil, imla kurallarını kendi kurgu dünyasında farklı bir üslupla yeniden oluşturur. Eser içerisinde biçimsel düzenlemelerde başkişinin konuştuğu yerlerde büyük harf kullanılmaz, başkişi hep küçük harflerle konuşturulur. Bunun yanında yine başkişinin olduğu bölümlerde nokta, soru işareti, ünlem gibi sıkça kullanılan noktalama işaretlerinin yerine, üç virgül vardır. Bu durum da Türk edebiyatında bir başka yenilik, bir başka kırılmadır. Bu biçim, olayın sonlanmadığını gösterir. Çünkü okur eserin sonunda kahramanlara ne olduğunu bilmemektedir. O yüzden üç virgül sonsuz bir şekilde yol alıp gider: “eşiğe oturmuş bekliyordu beni,,, zeytin ekmek almıştım,,, çay yaptım,,, ilk kez görmüş gibi yedi yuttu zeytinleri,,, zavallı yavrum,,, Alamayan’da yok mu zeytin,,, kapılara sığmayan koca bir adam oldu şimdi,,, en küçüğümle eşti,,,” (s. 3). * Başkişi küçük Ayasofya sokakta bir evde yalnız başına oturur. Günlerinin büyük bir bölümünü Pera’da en eski apartmanlardan birinin eşiğinde geçirir. Başkişi zaman zaman Sultan Ahmet Meydanı’ndaki Burmalı Sütun’un çevresinde dolaşan, halkın meczup dediği türden, ama asla deli diye tanımlanmaması gereken, belirtisel özellikleri olan bir kadındır. Eserin bazı yerlerinde: “başımda aklım,,, ama bir türlü rahat rahat deliremedim.” (s.26). Sözlerini kullanır. Kadın, oğlunun öldürülüşünü aradan geçen yıllara rağmen unutamamakta ve aynı acıyla yaşamaktadır. Kahramanın kurduğu bazı cümleler, sayıklamadan oluşan birer bozukluktur: “Galatsaray Sultanisi önünde kesişirdik,,, o delirirken ben diderdim,,, ben diderken o delirdi.” (s.39). Onun bu ruh hali tutarsızlık gösterir. Anlatının içerisindeki kadını ziyaret eden kişi, ölen oğlunun arkadaşıdır. O, arkadaşının öldürülmesinden sonra Almanya’ya kaçıp orada büyür. Gittiği yeni ülkede Yunanlı bir kadınla evlenir. Bir zamanlar sevdiği kız ise cezaevinde öldürülür. Öldürülen arkadaşlarının acısıyla hapisten çıktıktan sonra burada yaşayamayacağını anlar. Erbil, eserde acı çeken kadını şiirsel bir dille anlatır. Burmalı Sütun olayını ise tarihsel bir üslup ve biçim olarak şiir şeklinde gösterir. Bir başka gazete haberi olan Leyla Ünver’in ifadesini de halk ağzıyla okura aktarır. Eserde biçim ve içerik karmaşası fazla olsa da, Leylâ Erbil bütün bu karmaşayı tek metinde çok sesli bir dile çevirir. Üç Başlı Ejderha’da üst anlatıcının araya girerek Burmalı Sütun hakkında bilgiler vermesi anlatılmak isteneni bulanıklaştırır. Burmalı Sütun Osmanlı, Bizans, dolayısıyla İslam, Hıristiyan kıyaslamasına vesile olduğu için, öyküsel, anlamsal düzlemde belirsizleşmeye gider. Eserde üst anlatıcının ve başkişinin anlattıkları arasında çok farklılık vardır. Birisi sayıklamalarda ve acının hengâmesindeyken diğeri bilimsel bir anlatımın içerisindedir: “kimin acısının daha derin olduğunu bilemiyor ki insan,,, oyuncaklarını sokak ortasında unutmuş gelmişin sanki,,, yüzüme bakakaldı,,, kalsın,,, o da bazı şeyleri “abis”ine atmayı öğrensin,,, “fetihten sonra Ayasofya’ya at üstünde girerek, yerlerde serili olan cesetleri çiğneyerek mihrabın bulun- duğu yere kadar gelip orada, orada henüz daha kanlı olan elini bir direğe resmetmiştir ve o iz bugün de aynı yerde görünür.” Denilen padişahların torunları bunlar” (syf.23) (Necla Engin)
Üç Başlı EjderhaLeyla Erbil · İş Bankası Kültür Yayınları · 0635 okunma
·
149 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.