·608 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Haziran 2024 21:11 Uzun soluklu kitaplar bittikten hemen sonraki boşluğu yaşıyorum şuan. Bundan önce uğultulu tepeleri okudum ve şöyle diyebilirim ki Brontë kardeşler kitabı bitirince baştaki olayları düşünürken sanki yıllar önceki olayları düşünürmüş gibi bir his bırakıyor insanda. Böyle uzun yılları anlatan kitaplarda karakterlerin gelişimi de net olarak gözlemlenebiliyor. Baş karakter Jane Eyre’nin hayatının daha en başında nasıl şanssızlıklar içinde hayata tutunduğunu ve yine hayatının daha en başında aldığı derin yaraların aslında hayatı boyunca onu nasıl etkilediğini de görüyorsunuz. Öksüz ve yetim kaldıktan sonra yengesinin yanına verilen ve orada hanedeki diğer çocuklardan farklı olarak kötü muamele gören, daha sonrasında yengesinin başından savmak için yatılı okula verdiği Jane’in hikayesi beni gerçekten etkiledi. Okul yıllarında zorluklar yaşada da kendini eğitip öğretmen olması ve sonrasında aslında dünyanın bu okuldan daha büyük olduğunu farkedip yeni bir iş araması, kozasından çıkması onun hayatının dönüm noktası oldu.
Aslında bu da gösteriyor ki hayatımızda bazı anlar vardır risk almak, kabuğu kırmak gerekir; belki uğrunda acı çekmek vardır ama emeğin karşılığı eninde sonunda alınır.
Mürebbiyelik yapmaya başladığı mâlikanenin sahibi olan Mr. Rochester’a aşık olur ve olaylar gelişir. Bundan sonrası için spoiler vermeyeceğim.
Kitap çok akıcı. Okuduğum süre boyunca sürekli merakımı uyanık tuttuğu için elimden bırakamadım. Hayatın zorluklarını, mücadeleyi ve aşkı bu kadar güzel anlatan bu kitaba rastladığım ve bana kattığı şeyler için çok mutluyum.
Teşekkürler Charlotte Brontë…