·379 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Haziran 2024 22:41 Fakir Baykurt - Tırpan
Herkese iyi geceler... kitap taze bitti, bitmişken hemen yorum yazayım dedim. Yazardan okuduğum ilk kitap oldu, tanışma kitabı diyebilirim. Kitap çok uzun olmamasına rağmen çok uzundu :) Bir türlü bitmek bilmedi. Biraz yavaş ilerliyor yani. Ama yavaş ilerlemesi dışında ben konusunu çok sevdim diyebilirim. Kitabın dilini sevdim. Zaten dilinden ötürü doğallık yansıyor ve yabancılık hissettirmiyor. Bu tarz kitaplarda genelde kadınların ezilmesinden bahsedilir. Fakat yazar hep böyle mi olacak diyerek çok farklı bir kurguyla çıkıyor karşımıza.
Dürü adında daha 13-14 yaşında bir çocuğa 60 yaşında bayağı bir zengin, bir köyün ağası, evli ve çoluk çocuk sahibi olan Musdu diye bir manyak!!! talip oluyor. Ve sadece Dürü'yü meyve yerken gördüğü için... babası olacak adam ise biraz yüreği sızlasa dahi veriyor kızını dengi olmayan bu adama. Bundan sonrası direniş, bundan sonrası gözyaşı. Dürü gitmek istemiyor, anası vermek istemiyor. Ama dinleyen var mı kadınların sözünü? Hayır yok. Babası vermiş kızı, bitti. Bu sözün üstüne söyleyecek söz yok.
Musdu tam olarak rezil bir insan. Parasıyla her şeyi satın alabileceğini sanan, tüm insanları parasının gücü ile hipnoz edebileceğini sanan biri. Aslına bakılırsa bu kitap için bütün köy olmasa bile neredeyse çoğu bir para uğruna bir kız çocuğunu harcamaya hazır. Fakat köylünün ve o Musdu denen insan müsveddesinin istediği oluyor mu bakalım?? Güzel Dürü üstesinden gelebiliyor mu ve başına gelenleri detaylı bir şekilde bilmeyi artık kitabı okuyacak olanlara bırakıyorum.
Ama yazar gerçekten çarpıcı bir son hazırlamış.
Kitabı okurken eskiden köylerin bu şekilde olması gerçeği canımı çok yaktı doğrusu. Bu acıya bu üzüntüye dayanamayan kaç çocuk göçüp gitmiştir bu dünyadan! Kaç kadın daha dayak yemiştir!!
Son olarak yazarın kitabı için dediklerini sizinle paylaşıp gidiyorum:
"Sanatta devrimci tavır, hayatı değiştirme tavrıdır. Kitaplarımız, bize ün sağlamak ya da kalıcı olmaktan önce, toplumu devrim yönüne etkilemek içindir. Hayatı değiştirme amacına yönelmemiş bir sanat, insanın bilinçlenmesine ve birleşmesine yardım edemez. Bakıyorum, bazı arkadaşlar, kendini asan kızların öyküsünü yazıyorlar. Kızı, istemediği birine vermiş oluyorlar. Kurtulamayınca asıyor o da kendini. Eski öyküler de böyleydi. Ve hep böyle gidiyor. Bence bu, sanatta devrimci bir tavır olamaz. Bir ulusun da bu kızlar gibi davrandığını düşünelim, ne olur sonuç? Böyle olsak biz Ulusal Kurtuluş Savaşına girmezdik..."