Yine okumakta geç kaldığımı düşündüğüm harika bir kitap daha
H. G. Wells efsaneyi o kadar iyi kaleme almış ki bu hayatın içinde Nunez gibi hapsolduğumuzu düşünmemek elde değil.
Görebilmenin ne kadar önemli olduğunu düşünebiliriz, yada duyabildiğimiz için ne kadar şanslı olduğumuzu… peki gözlerimizi kullanırken hislerimizi nasıl da hiçe sayarak yaşadığımızı, yok ettiğimizi hiç düşünen oldu mu? Tüm çabalarımız hayat mücadelemiz çalışmak,haklı çıkmak, yarış içerisinde olmak. Nunez sadece gözlerinin görebildiği kadar düşünüyordu, Körler ise sadece yüksek duyularına güvenerek yarattığı inançlarının dışına asla çıkmıyorlardı. Ne büyük bir dram aslında “körler ülkesinde tek gözlü insan kraldır” görebildiğini bile inandırmak uğruna nasıl da çırpındı Nunez, gözlerini bile kaybetmeye hazırdı sevdiği uğruna, hatırlamasaydı eğer sabahın doğan, geceninse batan güneşini görmeyi…
Uzaktan baktığımız her yer küçücük görünür. Bazen bir köy, bazen bir dağ, bazense bir sevgili…