·192 syf.····Okunma: 28 Haziran 2024 23:28 Çıkıp İstanbul sokaklarında amaçsızca dolaşmak kendine üç günlük bir iş icat edip şehrin sokak adlarını toplayıp not edip üstüne düşünmek,oturduğu bir lokantadan insanları gözlemlemek ve ne işle uğraştıklarını tahmin etmeye çalışmak.Bay C babasından kalan hatırı sayılır miras sayesinde bohem bir hayat sürerek aylaklığın hakkını veriyordu.
Yusuf Atılgan bu romanda aile, evlilik çocuk, düzen ve alışkanlıklar gibi yerleşik değerlere nefret duyan bir karakterle bizi tanıştırıyor ve bu nefretin sebebini satır aralarında okuyucuya anlatıyor.
Bay C idealindeki aşkını bulmak için inancını kaybetmez ve bu kişi ile iki kişilik toplum olma özlemini içinde taşır ,kadınlarla ilişki içinde olur fakat onlara ilişmez çünkü köklerinden getirdiği travmalarla yüzleşemediğinden ilişkinin yürümemesinin sorumluluğunu hep ötekilere yükler.
Aylak Adam Bay C, Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” romanını yazmasına şu sözleri ile ilham olmuştur:
Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır.Gülünçlüğünü fark etmez. Ben, toplumdaki değerlerin iki yüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!
Bay C, Selim Işık ,Hikmet Benol ve daha niceleri her birinin ontolojik kaygılarının yansımaları bu değerli eserlerin çıkış noktasını oluşturuyorYusuf Atılgan varlığı manalı hale getirmek için aile, statü meslek ve diğer maddi araçların yeterli olmadığı mesajını veriyor okuyucuya.
.