Puan vermedi·302 syf.····Okunma: 23 Eylül 2024 16:37 Huzur romanında Tanpınar Poe’yu asla’nın prensi olarak tanımlar.Şiir, bütün bir hayat, kuru bir yaprak yığını gibi yakıldığı zaman seyredilen parıltıya benzerdi. Okuduğu ve beğendiği şairler, başta Poe ve Baudelaire olmak üzere hepsi asla’nın prensi değil miydiler?
Aslında bu tabir, Tanpınar’ın erkek kişileri için de kullanılabilir. Tanpınar’ın erkekleri, tıpkı Poenunkiler gibi imkânsızın peşindedirler, hayatlarını imkânsız olana taşımayı başarırlar. Tanpınar’ın kadınları, tıpkı Edgar Allan Poe’nun hikâyelerindeki kadınlar gibi, insanın içinde aşkı uyandırdıktan sonra ortadan kaybolurlar. Ortadan kaybolmalarının asıl nedeni ise erkek tarafından istenmemiş, yani gönderilmiş olmalarıdır. Edgar Allan Poe’nun metinlerindeki kadın karakterler genellikle silik ve belirsiz varlıklardır. Kadının tekinsiz bir varlığı vardır. Kadının sesi soluğu pek çıkmaz ve kadın neredeyse bakılan bir nesnedir. Tanpınar’ın sevilen kadınları da seyredilmek için vardırlar ve kadınların sesi alabildiğine kısılmıştır. Her iki yazarda da anlatıcı rolünde bir türlü kadını göremeyiz.