·232 syf.····Okunma: 23 Mayıs 2024 00:00 İlksöz: Bir umuttur yaşatan insanı.
Doğu coğrafyalarının birinde yönetime karşı isyan eder halk. Yönetici kişi birkaç gün sonra ortadan kaybolur. Bir duyuru ile yönetimin artık "Kapı"da olduğu bildirilir. Şehirden uzakta, çölün ortasında, dört tarafı yüksek duvarlarla örülü, içinde binaların olduğu ama hiç kimsenin o binalara ulaşamadığı bir yapıdır Kapı. Aslında sadece bir yapı da değildir, bir düzendir, yeni bir düzen. Tüm duyurular Kapı tarafından yapılır. Ama esas halkı ilgilendiren şey başkadır. Yeni düzende Kapı, halkın yapacağı her işlem için bir belge almasını şart koşar: iş başvurusu için de belge gereklidir, kullanılacak bir ilacın alımı için de... Halk artık bütün gününü Kapı'nın önündeki kuyrukta, hiç ilerlemeyen ve her gün gittikçe uzayan kuyrukta geçirmeye başlar.
Kuyruk distopik bir roman. Herkesi gözleyen ama kimsenin göremediği düzen Orwell'in 1984'ündeki Büyük Birader'i (Big Brother) akla getirir, ilerlemeyen ama herkesin bir umutla ilerlemesini beklediği kuyruk da Kafka’nın Dava'sıdır adeta. Edebiyat dünyasının bu iki büyük distopyası kurgusal bir distopik dünya yaratırken Aziz'in Kuyruk'u sanki bu kurgusal distopik dünyanın gerçekten var olabileceğini gözlerimizin önüne koyar. Hikâyenin baş kahramanı gibi görünen Yehya, hastane sürecindeki tedavisinin tamamlanması için bu kuyruğa girer. Hem arkadaşlarının hem kuyrukdaki diğer insanların hikâyeleri ile konu büyür. Onların yaşadıkları, karşılaştıkları zorluklar okuyucuya özellikle bizlere şaşırtıcı gelmez. Çünkü bürokrasi içinde anlamsız uzayıp giden ama hiçbir zaman sonuç alınamayan işlemlerden farklı değildir yaşadıkları.
#korsaniledünyaturu Afrika Edebiyatı'ndan, Mısır'dan seçtiğim bir kitaptı Kuyruk. Farklı coğrafyadan birinin, kendi yaşamından çıkarımlar yaparak, farklı coğrafyaların kült eserlerini temel alıp inşa ettiği iyi bir distopya. Tek ve en önemli kusuru belli bir noktadan sonra hikâyenin yerinde sayması. Zaten kanımca bu kusur olmasa tüm kitapseverlerin bildiği çok okunan ve ödüle boğulan bir distopik eser olurdu kitap. Belki de yazar bilerek yaptı bu "yerinde sayma" sürecini. Bizi de o "kuyruk"un içine koyup kuyruktaki diğer insanlar gibi beklentiye sokup bize de bir türlü "Kapı"yı açmadı, kim bilir. Ben keyifle okudum ve iyi ki okudum dedim. Herkese öneririm. Kitapla. Sağlıcakla.
.
.
.
Sonsöz:
Kapı, sıklıkla ümit verici haberler salık verse de hala açılmamış, değişen bir şey de olmamıştı. Yalnızca insanların ümidini kaybetmemelerini sağlıyor ve kuyrukta beklemeleri için onlara bir neden sunuyordu.
.
.
.